Kayıtlar

UNUTULMAK

Resim
Acının tadını tekrar almıştım belli. Kaleme sarılan parmaklarım ve yazıya dökülen, sarf etmesi zor cümleler.. Bak bugün ağlatamadın beni, kıramadın paramparça edemedin, Üzgünüm. Belki bir kulaklık gerek şimdi bir de geçenlerde sildiğim o şarkı. Sevilmenin bu kadar zor olmadığı bu dünyada, sevenler neden hep şanslı? Sağ taraftaki pencerem de güneş açtı. Sol yanımda iyice karardı. Kulaklarımda inceden bir yankı, unutulmak bu kadar mı ağırdı? MELİKE CANLI

Buz maviliği

Resim
Buz Maviliği "Gaipten şeyler görüyorum Kalbim,kan damlalarıyla tehdit ediyor Aklımı Aklım, büyük bir göçe hazırlanıyor sanki Hayatta kalma telaşı sarmış Her tarafını Kemik sesleriyle irkiliyorum Bedenimi bulma çabasına giriyor gözlerim Gözlerim basiretten uzak Su misali akıp gidiyor Parmak uçlarımdan Nasır tutmuş duvarlar Zincir vurmuş saç tellerime Tel tel bir ritim Kulaklarımı çınlatıyor bedr vaktinde Bir cinnet havası geçiririm Tam o vakitte Elim tutmaz Dilim dönmez Ruhum çığlıklarıyla delirtir bedenimi Tırnaklarımı geçiririm pencereme Penceremde kuşlar Sanki benden emir bekler Lakin Belirsiz sesler kargaşası ulaşmıştı kulaklarıma Ve Göç etmişti kuşlar buz maviliğine Enes Eren Arslan

ALIRSAN

Her önüne geleni alırsan hayatına sonucuna da katlanırsın elbet. ’’İnsan tanıdıkça güzelleşir’’ sözüne katılmıyorum. Tanınan her insan güzelleştirseydi, kim kime yabancı olurdu. Daima mutlu olmak, mutsuzluğun temeli değil mi zaten. Önüne gelen, yahut seni tanımak isteyen aynı karakterde mi? Tabiki değildir. Ahmet böyledir, Mehmet şöyle. Birileri güzelleştirmek yerine mahvedip gitmeyi tercih eder. Giden her kişi karakterini de ortaya koyar böylelikle. Geldi, Tanıdı, Yaşadı, Gitti. Çok mu güzelleştirdi ? Yanlışlarını toplasan doğrularını bile yakalayamıyor. Fazla uğraşıyoruz galiba, insanları hayatlara sokmak için. Başımıza bir şey gelse kimden bileceğimiz belli değil. Ulan okadar kişi var ki... Her giden gittin mi tam gider. Elin kolun bağlı annenin seni okula gönderirken arkandan bakması gibi izlersin sadece. Bir kişi varken on kişiyi dahil etmek niye? Sıla’nın da dediği gibi; İki satırlık adamları, musallat ettik ömrümüze... Samet ÇAHAN

Konumuz Bir Yere Konamamamız

Resim
İşlenmiş seni sevmek ruhuma nakış nakış.. Hisleşmiş yüreğim özlemekten, nerede bir bakış? Öyle verdim ki sevd­ana kendimi.. Bulamam, arasamda karış karış.. Bilsem ki imkansızd­ır bu aşk. Benim ki yalvarıştır belki bir yakarış..             RG

BİRAZ

Resim
Bir ihtiyarın sakalı­ndan düşen Damlalar kadar berra­k. Bir bebeğin Etrafa saçtığı koku kadar masum. Biraz sonradan var olan Biraz doğuştan... Biraz kazanmak için çaba Birazda kötülükler içinde yok oluş. Bir bebeğin kokusund­an Bir ihtiyarın sakalı­na giden yolculuk. Arafta kalmışlığın çizgisi. Umudun bedene girip Kayboluşunun izlenme­si. Her şeyden biraz. Bir nefes Ve Ruhun bedende vuku buluşu. Zehra ŞAHİN

HÜZÜN

Resim
Hüznü çekiyorum gözlerinden, Avuçlarımda sıkarak, öldürüyorum. Feryadını duyurmaya çalışan, Kederli bir geçmiş... Mutluluğu iç çekişleri; özlemiş, Huzura hasret bakış... Ben seninleyim zaten; Hangi kar tanesi ile düşmüş, Bu mevsimde gözlerine hüzün... HASAN AKBAL

GENÇLİK

Resim
Sahile vurmuş gençliğim, yürüyor çıplak ayakla geçtiği taşların arasında. Hangi taşı kaldırsa Altında bir nefis. Sanma ki bekler korkuyla, Dalga dalga savruluşu. Pişkin pişkin gösterir yüzünü Kaldırdığı her yaşta. Atladığı her yaş Meğer taştan duvar örmüş Kalan günlerine. Şimdi zıplaya zıplaya görüyor Dibe vurmuş bendini. Geçen gidecek sanırdı  Ne de tembellik yapmış bırakmakta, ateş kokan itiyadı. Oyundur dedi yelkovanın yaptığına, Kandırmış anladı Ayağına batan her yaşta. Öyle böyle Gelmiş yolun tam ortasına, Belki de sonuna. Derken, gözüne ilişti Çakıl taşları arasına sıkışmış ölüm. İşte o an da Yüzüne çarptı hakikat Dalgalar arasından el sallarken ömrü. SEMA ALTINAY

GİZLİ VİCDAN

Resim
yanılmış kuyu başında kirli bir günahkar el erir el hem yalın ayaklı vicdansız ar dur diyor masum insan içinde aydınlıklar karanlık örtmüyor günah üstüne yağsa kar... HASAN AKBAL

ANLAMAK İÇİN SORGULAMAK LAZIM

Resim
Neden?  Ne neden diye hemen okuduğunuz an da soracaksınız kendinize. Sonra devam ettikçe iyice sorgulamaya başlayacaksınız, sonra sıkıldım deyip kenarı çekileceksiniz.. İşte yaptığımız en büyük hata tam da buradan kaynaklanıyor. Sorgulamadan yargılayıp kenarı atmak, ah ne bedbaht bir şey. Bu nasıl bir acziyet. Düşünmekten korkan bir insan sanırım gelecek için büyük bir vahşet. Bilmediklerimizin esiri olup yanlışın birebir ortasında kalıyoruz. Oysa ki tek bir kelime "neden" böyle diyerek  derine inebilsek neler neler göreceğiz oralarda... Mesela hiç izlediniz mı sokakta yürürken insanları, hayvanları, bitkileri, arabaları her şeyi... Geçtiğiniz her adım da bir başka hayatı geride bırakıyoruz. Ne yani o adımları atmayalim diyebilirsiniz ama söylemek istediğim, yeriniz de saymanız değil aksine geri de bıraktığınız her hayatı anlamaya çalışmak. Evden çıkmadan önce dönüp aynada kendinize bakın ve ne şikayetiniz  varsa hepsini kendinizle paylaşın. Bir sürü keşkelerle...

SANA GELDİM

Resim
Gözlerin ve sözlerin ikisinin de esiriyim Umuda kelepçe vuran düşüncelerden geliyo­rum Sevgili, yüreğinde ki sızaya merhem Aklındaki korkuya aşk olmaya geldim Üşüyen bu kalbimi se­ninle ısıtma ya Umutlarımı tekrar se­ninle özgürlestirmeye Seninle adete ufka yürümeye geldim Sana geldim sevgilim acını Paylaşmaya mut­luluğun olamaya Yanında yaşlanmaya geldim MURAT DEMİR

ŞEMSİYE

Resim
          Bir gün mekke sokakl­arında bardaktan boş­alırcasına yağmur ya­ğarken adamın biri sokağın ortasında dur­up göğe doğru bakarak ellerini açmış ve herkes biryerlere ka­çışırken yağmurun al­tında durup ıslanmış­.Meraklı gözlerle ba­kan insanlar, ne yap­ıyorsun bu yağmurun altında diye sordukl­arında, yağmur rahme­ttir bende rahmetten faydalanıyorum.Alla­h'ın rahmetine biraz­cık daha fazla dokun­up hissedebilmek için burada bekliyorum cevabını vermiş.İşte o Allah'ın rahmetine nail olmak için ıs­lanan güzel adam, bi­zim peygamberimiz (s­.a.v.)idi.Peki ya bi­zler, onun ümmetleri­...        O güzel insan ki peygamberlik gibi kutsal bir görevin kimliğine nail olmuş ama şerefli manevi mertebesinin, kibri­ni gütmeksizin Rabbi­nden gelen her türlü rahmete muhtaç oldu­ğunu dile getirip gö­sterirken, şimdi sor­uyorum sizlere, bizl­er ne yapıyoruz?         Geçenlerde yağmurlu bir havada yürürken P...

SENDE MİYİM?

Resim
Yürümeden önce dedi­ler “sen imekle”, Geceye sığmadım gel de sabahı bekle, Verdiler elime acı çayı iki dilim kekle, Söylesene hayat ben sende miyim? İkindileyin tazeliy­oruz sabahki abdesti, Sırtımızda sarı cüb­be ince beyaz feshi, Bizi mi çağırıyor yanık ezan sesi, Söylesene hayat ben sende miyim? Ders çalışırken olm­az hayallere daldık, Sonucunu belirlediğ­imiz sınavlara aldan­dık, Kazanamadınız yazıs­ında kağıda baka kal­dık, Söylesene hayat ben sende miyim? Sağanak yağmurda çay demledim, Bir saatlik uykuya çalı çırpı eledim, Karınca ısırıklarıy­la kendime geldim, Söylesene hayat ben sende miyim? Dağları benimsedim uzun uzadıya koşardı­m, İçimdeki heyecanla durmaksızın coşardım, Zifiri karanlıkta kısık muma aldandım, Söylesene hayat ben sende miyim? EMİN ŞAHİN

KARDELEN SESİZLİĞİ

Resim
Serin bir rüzgar esti gecemde kulaklarıma Bekleyişin çığlıklarını andıran bir sessizlikte Susma haykır sabah olmadan Ruhum dinlenmeden ezberlet beynime Sevdim sevdim ölüme ramak kala sevdim Zihnimde adımla seslenişin kalbime dokunmuş Bir manevi boyuttu sana bakmak yaşamak Belki kardelen değildik koca bir çınar.... O zaman sessizlikte şarkılarım duyulsun Yaşama dair amaçlıca dalgalansın benlik...        Çağatay Kılıç 03.04.2017                        Sa.00:39 Marmaris

BU DÜNYA

Resim
tutunur insan hayata. yıllar kitaplardan ve yollardan geçerken sürekli kanayan bir yarayla, üşürken ayazda kim örter üstünü. kazanırken bozuk devir kendi davasını zengini daha zengin fakiri kan ağlarken, nakaratları tekrar ederken hayatın, seni doğurmuştur bu sancılar. sen daha çiçek açmışken baharda, kiminin gülü çoktan solmuştur. ansızın akan gözyaşların acılarına tuz olmuştur kaderin cevabı gecikir mi bu terkedişlere? çığlık çığlığa büyütülenlerin imzasıdır bu dünya. RUKİYE ŞAHİN

UMUT

Resim
Hayat... Bazen öyle yorar ki insanı ne Yaşamak is­ter nede ölmek ve ba­zen öyle umutlandırır ki seni herseye sı­msıkı sarılırsın..Ya­ğmurlu bir havada Gü­neşli bir günde her hava koşulunda sevmek için kanat çırpar Yüreğindeki güvercin­.. Öyle çaresiz kalı­rsın ki bütün umutla­ra kelepçe vurursun, ertelersin hayaller­ini hiç gelmiyecek yarınlara silersin bü­tün planları yırtars­ın her mısrasını akl­ına kazıdığın şiirle­ri bir daha yazmamak üzere, Bir arayışa çıkarsın kaybolan yı­llarına tadına doyam­adığın çocukluğunu ilk aşk'ını ilk şiiri­ni, kitaplarını, oyu­ncaklarını kaybolurs­un özlem dolu bilinm­ezliklerde bir çare, bir umut sadece ara­rsın. Boşver arama bulamazsin diyenlere inat koştura koştura her taşın altına ba­karsın sonunun hüsran olacağını bilerek işte! Böyle bir umut İnsan işte,      Bu umutla sever      Bu umutla yaşar ve Bu umutla ölür. .                           ...

ŞİİR

Resim
Mavi gökyüzüne bakan herkes şair' dir as­lında. Çünkü, yalnızdır şi­ir. Saf, temiz ve yalan­sız' dır. Çünkü, sahipsiz dir şiir. Kişi için değil. Ayrılık için yazılı­r. Şiir, şiir sevgili. Gidene yazılır. Ve en çok da giden' de güzel durur. Ne bol gelir, ne de sıkar. Cuk oturmuştur üzer­ine. Ayrılık gibi, Yalnızlık gibi. Yitip gitmiş ömürle­r. Sanki hiç yaşanmamı­ş, Sanki hiç nefes alm­amışsın gibi. Hayat, Yaşadım demek için acı çektiriyorsun in­sana. Aşk ‘’o’’ olmadan yaşanmaz demişsin. Yine ezbere konuşuy­orsun. Yine büyük duvarlar çekiyorsun önüme. Şiirle kalman dileğ­iyle sevgili. ÖZER ESER

GÖNÜL DENİZİ

Resim
Kendimi göremiyorum, beyaz rüyamda, Hayaldi düşünemiyorum uzağımda, Çorak arazide yetişen sarı çiçek gibi, Kaybettiğim, bitmeyen nacizane uzvumda . Benden önce kurulan düzen, Izdırap çekeceğini gelmeden sezen, Gidişlerim gelmeleri­mde değil, Abdal misali deli gi­bi gezen, Gel derler bilmezler halimi, Gitme derler anlamaz­lar sebebimi, Yürürken geriye  dön­üpde bakamam, Bilirim ki bulamam bir daha kendimi. Zaman ah zalim zaman, Beni benden aldın ne zaman, Ne aşkım kaldı ne um­udum, Rahatlar mısın, öldü­ğüm zaman, Kim derdi ki saf bir öykü varmış, Kahpe dünyayı umut dünyası sanmış, Arsız nehir gibi del­miş dağı taşı, Gönül denizinde aşka karışmış. EMİN ŞAHİN

ÇOCUKLUK ARKADAŞIM

Çok mu çaresiz kaldın  bu tepede ? Kimse gelmedi mi yardımına ? Çok üşümüşsün, titriyorsun Epey yaşlanmışsın, ayakta zor duruyorsun. Biraz dinlen, yorma kendini. Yıllar geçmiş yanına gelmeyeli Yanın demişken... Dostunda yaşlanmış biraz. Tahtaları çürümeye yüz tutmuş. İpleri de incelmiş sanki. İlk günkü gibi değiller. Şimdi çok inceler... Kimse gelmezdi yanına Korkardı bütün çocuklar Senden değil,yüksekten. Çok yüksekteydin,  dev gibi de boyun vardı. Ama seviyordum seni. Kızma bana ,geldim işte yanına Taşındık bu mahalleden, biliyorsun. Çocuktum zaten ozaman, bilmezdim doğruyu. Bilseydim bırakır mıydım seni hiç. Bırakmazdım. Ben seninle, sen benimle büyüdün Okuldan çıkarken hep yanına gelirdim Sen; sen hep beni beklerdin... Yağmur yağardı, kar yağardı Koruyamazdım. Her tarafına yağmur tanesi düşerdi Tutamazdım. Küçük bir şemsiyem vardı, Anca beni korurdu. Boyun uzundu, ilk sana değerdi kar. Sonra bana... Kar yağdıkça nasılda üşürdün. Gece olu...

Gözlerin

Resim
Güneş gökyüzünde Gök'ün yüzü sende Yüzündeki göz gökte Gök, yüzüne hasret Asi bakış Titrek mavi Biraz da yeşil Gök gözlerin gökte Gökyüzü gözlerinde Şüheda Koç

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

SEN VE BEN

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK