Kayıtlar

MEŞAKKATLİ ÇIRPINIŞLAR

Avuçlarımda biriktirdiğim hüzün Dilimde düğümlenen lal.. Ahenkleşen dünya Bedbaht sevgili.. Parlayan zıtlıklar Elden ele giden Sevimsiz oyuncak.. Zehir zemberek artan Yokuş birikintisi.. Kilitli hanlar Çetrefilli akan dere.. Çaput bağlayan neneler... NAZLI KÜBRA ÇEVİK

VUSLAT

Hasrete boyanmış ağaçlar, Bilinmez yüreklerin yarası.. Düştü ağzında düğümlenen, Sarsıldı yer, gök.. * * * Çıktı kelebek kozadan, Konamadı hiçbir dala.. Yar sırtını döndü. Vuslata ne çare...                                                                            NAZLI KÜBRA ÇEVİK

VUSLAT'A HASRET

  Hasret.   Zulüm gibi.   Kan gibi.   Memleket kokan   Sevda kokan..   Yüreği,sol yanı   Parça parça yapan   Kim anlar hasret dilinden   Soluğuna ,bıçağının darbesini yemeden   Yersiz yurtsuz   Sessiz sözsüz   Hal dilinden   Nefesim gibi   Hasret.     Kokusu   Keskin   Can’ı delip geçer   Umut dolu      Bir yanı çöl   Sarı kum   Yığın yığın   Ayrılık   Acı kesiği   Bir yanı sel   Çağlar…   Dağlar boyu   Denizler ardı   ömrümü aşar   Hasret… FATMA HAFIZOĞLU

MAVİ

Bir çocuğun masum kalbinde.. Gökyüzünde, denizde kimi zaman.. Ürker bulutların ardında kimi zaman.. Kolları ile sarmış dört bir yanı, Aydınlanır, kararır kimi zaman.. Can verir doğan güneşe, Uçan kuşa selam verir Kimi zaman.. NAZLI KÜBRA ÇEVİK

SUYUN GÖRÜNMEYEN TARAFI

Hışırtısını duyduğum dalların yalnızlığı, Gökyüzünün sessizce dalgalanışı.. Mendili kalmayan çocuğun, Ürkerek uzaklaşması.. Sindirilen çığlıkların üzerine, Buz taneleri döken bağırışlar.. Fırtınadan sonra kalanlar, Biriktiriyordu acının demlerini.. Nazlı Kübra ÇEVİK

KADIN & ERKEK

                                       Yorgan, yastık kavgalarından tutun da, tatlı didişmelere tanık olun.. Soğanı ekmeğe sararken, tebessüm edin birbirinize.. Kahve kokusu sarsın etrafı gül deste deste.. Başını göğsüne koyduğunda sevdiğinin, kalbinin ritmi değişsin.. Bağırıp, çağırmak kısaca (Sesini yükseltmekten ziyade) karşılıklı birbirinizi dinlemeyi öğrenin.. Cesur olun, kendinizden ziyade karşınızdakini düşünün, empati kurabilin.. Kıskançlığınızı aşk ile örtüştürmeyin, şiddete meyilli olmayın.. Kararlar alınırken bencil ve çıkarcı olmayın, ortak almaya çalışın.. Nağmeler eşliğinde ahenkli hayatıza ışık saçın... Nazlı Kübra ÇEVİK

ÇOK SEVMELİ İNSAN

Çok sevmeli insan, Kelimelere sığmamalı mutluluğu, Dağa, taşa duyurmalı sevdiğini... Yere, göğe sığmamalı sevinçinden, Kirpiğine yağmur deyse, hüznü içine işlemeli... Yüreğinde parlayan kıvılcım, Ateşini arşınlamalı... Çıplak ayaklarını ısıtan güneş, Çığ gibi sarıp sarmalamalı bedenini... Nazlı Kübra ÇEVİK @nazlikubracevikk

KÜNYE EDEBİYAT E DERGİ

Resim
KÜNYE EDEBİYAT E DERGİ SAYI:6 6. SAYIYI İNDİR.

BURHAN...

Günlerden pazartesiydi. Havada bir umutsuzluk bir karanlık bir mutsuzluk... Sebebi ne bilinmez... Ümitleri yok olup hayalleri yıkılan planlari suya düşen bir insan gibiydi. Acaba pazartesi miydi çilekeş yapan bu günü yoksa hayat mı? Yoksa ben mi? Bilinmez... Bir yorgunluk halsizlik tukenmislik bir yalnızlık var içimde bitip tükenmek bilmeyen. Neden bilmiyorum. Aslında bunu yapan insanlardı. Acımasız sığ düşünceli insanlar. Neden neden neden? Ah keşke, keşke bilsem cahillik? Menfaat? Amacsizlik? “Değil mi anne? İnsanlar değil mi? Buna sebep olan,beni susmaya zorlayan. Konuşsana anne. O an gelmeyen cevapla anladım bu yuzden ben bu yuzden yalnizdim. Bunaldim yaşamak istiyorum ya da istemiyorum. Neden varlıkların en zalimi olarak geldim ki dünyaya? Doğaya zarar ver insana zarar ver hayvanlara zarar ver. Kadına şiddet, tecavüz... İnsanlıktan çıkıp insan olmak(!) nedir bu öfke. Bu bencillik niye? Insanevladi temelsiz inşa olmak ister hep ama bilinir ki emeksiz bu mümkün değildir. Cahil ...

KAHKAHALARIN SUSTUĞU YER

Resim
Kahkahaların Sustuğu Yer 26 Kasım’da tüm internet kitabevlerinde yayında... Eserdeki şiirleri okurken kimi zaman kendinizi şairin “sonbahar ülkesi” ütopyasını seyrederken, kimi zaman da karanlık boş bir odada kendi benliğinizi, varoluş sebebinizi ararken bulabilirsiniz. Kahkahaların Sustuğu Yer, eski türk edebiyatının, türk halk edebiyatının ve çağdaş edebiyatımızın motiflerinin harmanlanmasıyla oluşmuş bir eserdir. İlk bakışta dramatik ağırlıklı gibi görünen şiirlerin aslına inildikçe didaktik özelliklerinin de açığa çıktığı görülmektedir. Künye Edebiyat platformunda paylaştığım şiirlerim de eserde bulunmaktadır. Esere yayın tarihinden itibaren internet kitabevlerinden ( dr.com kitapyurdu.com vb.) ulaşılmaktadır. Yurtdışından ise tikla24.de web sitesinden sipariş verilebilmektedir. Sevgilerimi sunar, iyi okumalar dilerim... KAZIM EMRE AĞRALI

SEVGİLİM

Seni gökkuşağında gezdirecek, Uçan kuşların kanatlarında saklayacağım. Yağan yağmurlarla besleyecek, Kar beyazı bulutlara yatıracağım. Seni koyu renkli dudaklarımla boynundan öpecek, Yeryüzüne düşen karlar içerisinde uyutacağım Gökkuşağında seveceğim seni Günün birinde güneş kaybolursa Kalbinden yaratacağım aydınlığı... Günün birinde kaybolursak Dudakların yol gösterecek bana. Ve kolların sardığında evreni sevgilim, İçinde uyuyacağım.                                         Oğuzhan Kurnaz                                          Giresun/Görele

YÜREĞİMDEN DÜŞENLER

Bir sen vardın, senden habersiz Geçip giderdin trenlerle Düş sokaklarımdan Bir sen vardın Damlardın içime Seller alır götürürdü kalbimi Yollar uçardı sana varırken Güller açardı ;kahkahaları yürekten.. Canlar,can bulurdu yeniden. Kuş kanatları titrerdi Adın saçılırken nefesimden Değmezdi elalemler kulağıma Dağlar kadar olsa da hasetleri Ben,gemilerle kaçardım denizin bağrına Öyle bir yer ki Güvercinler kıyamaz konmaya Bülbüller fısıldamaz bile Güneşi ürkmesin diye toprağın.. Sarılmış al pembe elmalarla Ceviz ağaçlarının kolları Hafif tatlı Üzüm bağları Nar taneleri Mis kokulu Zeytin ağaçları FATMA HAFIZOĞLU

SU

Seni izledim Çınar dalları arasından Gökyüzünü izler gibi dalga dalga uzaklara nazır.. Köpük köpük sularda erdim huzuruna Kıyısında dinlendim aşkının Düşündüm Düşündüm ki Yaprak gibi bir sevda parçası koparıp içimden bıraksam suya sudan uzağa bilinmez diyarlara doğru yola koyulsa Rüzgar savursa Kuşların ayağına takılsa Dokundurur mu serin sıcak bir tebessüm ruhuna.. Sarılsa hissettirmeden yüreğine Oracıkta kalsa. FATMA HAFIZOĞLU

ŞİİR

Yinede Sevdim Seni sevdim sevgilim... Tek bir hücrenin benim olamayacağını bilmeme rağmen; Her zerremi sana bahşettim! Asla pişman değilim... Arin MELTEM KESKİN

UMURSAMAZ ADAM PART II

Yaklaştı yaklaştı... Kapı aralıklı idi,  içeriden kavga sesleri geliyordu. Kapıyı açmaya daha fazla cesaret edemedi, kulak ardı etti söylenilenleri içeride dört kişi vardı ve bu konuşmalar onun içindi. Yumruğunu sıktı, eli ile başını sıvazladı. Kapıyı açmak, onun hakkında söylenilenleri bir bir yüzlerine vurmak istiyordu. Lakin gücü yoktu artık ne kendini anlatmaya, ne de kendini yormaya... Susmuştu susmayı seçmişti, zaten kimse dinlemiyordu ki onu ağzını açsa  "Sus! kapa çeneni" diyorlardı.. Bahçeye geri döndü, eşikten dinledikleri ona yetmişti. Güzel yüreği bu olanları kaldıramıyordu, hazmedemedi... Kendine zarar vermekte buldu çareyi oturdu buz gibi taşın üzerine titretti esen rüzgar onu götürdü derin uzaklara ulaşılmaz apansız kıyılara... Düğmeleri kopmuş ceketi vardı üzerinde, bir de içini ısıtmaya çalışan yaralı elleri başkasına zarar veremiyor kendisini hırpalıyordu. Kesilmiş ellerinin izleri yetmiyormuş gibi üstüne aldı eline kütükdeki çakıyı ağladı ağladı yerdeki...

YAPRAKLARIN SADAKATİ

Hiçbir bedendeki ruh kitaplar kadar sadık değildir ve hiçbir hareket bir kelimeden daha fazla huzur veremez. İşte bu yüzden kitaplarda kayboldum başka türlü beni bulup çıkararak bir güç yok en derinlerimden, ellerimden... Ve ağlamak yerine yazmayı tercih ettim çünkü göz yaşları acizlik, yazdıklarım ise kişiliğimi verdi bana... MELTEM KESKİN

SAAT

Saat kim bilir kaç Öğle vakti,hafif serinlik Başına buyruk dağ tepeleri Kar kabul etmez Fırtınalı denizler,dalga yok kıyısında. Saat Kaç ? Kim bilir? Şimdi biraz daha serin her yer Gölgeler Avlu,harman yeri Rüzgar güçleniyor daha da bir Beyhude dolanmaz yollarda Vardır bildiği Kımıldanma vakti İlkini özlemiş bir sonu baharın Öyle de güneşli.. Martılar... Vapurlar ;uğrak yerleri.. Denizden esmiş, geçmiş zamanlar Sular.. Sular; için için akar Dalgalanır,toprağa kapanır da Yine döner kendine Sular çeker ne çekerse Taşı döver döver de İnce ince şekillendirir Kendi kahrı ile taşa olur derrman Belki  taş da hak etmiştir. Derseniz su iyileşir mi Öyle engin ki Su.. Ah şu saat kaç oldu kim bilir Yok mudur haberiniz Oysa saatin ne önemi var Elbet bir gün bize de değer rüzgar.. FATMA HAFIZOĞLU

GÖL KUŞAĞI

Göl kenarında dinlenen çam Ne fısıldarsın çınarlara Neler görüp işittin doğanın bağrında Bir anlatsan ahvalini Dinlerim sabahlara akşamlara Mevsimlere,karlara değin... Döksen sularını Kurumuş toprağıma Göl Susma ,anlat Neler karıştı zerrelerine Kaç kez yansıttın Ay şavkını göğsünden Tenin kaç kez yandı Güneş'in sert bakışından Ben de sırlar veriridim sana 'Bir gelincik gördüm'derdim az ötede Titriyordu zerafetinden. Ama Bilirim utanırsın Anlatamazsın Yakınmazsın derdinden Hele ki duymayan yüreklere Hiç çağırmazsın türkülerini.. FATMA HAFIZOĞLU

UMURSAMAZ ADAM

Yaklaştı yaklaştı... Kapı aralıklı idi,  içeriden kavga sesleri geliyordu. Kapıyı açmaya daha fazla cesaret edemedi, kulak ardı etti söylenilenleri içeride dört kişi vardı ve bu konuşmalar onun içindi. Yumruğunu sıktı, eli ile başını sıvazladı. Kapıyı açmak, onun hakkında söylenilenleri bir bir yüzlerine vurmak istiyordu. Lakin gücü yoktu artık ne kendini anlatmaya, ne de kendini yormaya... Susmuştu susmayı seçmişti, zaten kimse dinlemiyordu ki onu ağzını açsa  "Sus! kapa çeneni" diyorlardı.. Bahçeye geri döndü, eşikten dinledikleri ona yetmişti. Güzel yüreği bu olanları kaldıramıyordu, hazmedemedi... Kendine zarar vermekte buldu çareyi oturdu bu gibi taşın üzerine titretti esen rüzgar onu götürdü derin uzaklara ulaşılmaz apansız kıyılara... Düğmeleri kopmuş ceketi vardı üzerinde, bir de içini ısıtmaya çalışan yaralı elleri başkasına zarar veremiyor kendisini hırpalıyordu. Kesilmiş ellerinin izleri yetmiyormuş gibi üstüne aldı eline kütükdeki çakıyı ağladı ağladı yerdeki k...

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

SEN VE BEN

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK