Kayıtlar

ÖZLEDİM ANAM ÖZLEDİM SENİ

Resim
Sen şimdi nerdesin ben nerde Sevgiler yarım kaldı takılı telde Yarınsız geceler arkadaş bende Özledim anam özledim seni… Kor alevler içinde yanarım Gelecekmişsin gibi bekler kanarım Seni düşünür hayallere dalarım Özledim anam özledim seni… Anasız çocuklar büyür mü böyle Yokluğun içimde diner mi söyle Hasretim o tombul yüzüne Özledim anam özledim seni… Ben küçüğüm hala büyümedim Sana, sevgine doyamadım Sıkı sıkı sana sarılamadım Özledim anam özledim seni… Sensiz her şey bir eksikli evde Çare bulamadık bu çileli derde Biletin kesilmişti o sonsuz yere Özledim anam özledim seni… ŞİİRBAZ 21. Aralık. 2001

BU DÜNYA

Huzur gibi görünür aslı derttir bu dünya. Zalimin zulmüne boyun eğdi bu dünya. Herkes sonsuz sanar, aldanırlar içine. Ne içinde, ne dışında hepsi boştur bu dünya. Hiç durmadı asırlardır dönüyor. Aslını sorarsanız bir dönektir bu dünya. Zaman geçti ademoğlu yaşıyorda üstünde. Bir an olsun hiç yüzlere gülemedi bu dünya. Tahire dertlerini sıra sıra dizdirdi. Yirmi yıldır boğazımda bir düğümdür bu dünya. Tahir Günaydın

O YÜZDEN BEN, SENDEN GİDEMEM

Şimdi sen bana git diyorsun ama Nasıl gitmem konusunda en ufak bir kelime dahi etmiyorsun Hangi insan kendini papatya bahçesinden alıp dikenlerin içine atar ki? O yüzden ben,senden gidemem Rengarenk düşler varken,kötülüğün hüküm sürdüğü hayallere kim dalmak ister ki? O yüzden ben,senden gidemem Güzel kelimesine en çok yakışanını bulmuşken Aynı zamanda şiiri bu kadar çok sevmişken Şimdi hangi şiirime güzel diyebilirim ki ben? O yüzden ben,senden gidemem Farzet ki çok içmişim dün geceden ve bu sözleri ayılamadan sarf etmişsin sen Ya ben gerçekten gitsem ya sen gerçekten bitsen... O yüzden ben,senden gidemem...                                                Hüseyin Nur Demirkol 

SIRLARDA GÜLER

Resim
güldüm dakikalarca sustum senelerce o gözlerde öldüm öldüm dirildim sevdim çok sevdim itirafsız sır gibi aynalara bile söyleyemediğim itiraf edemediğim yakan sevdam tarifsiz bir yemekti biraz biber öfkesinden biraz şeker bal dudaktan yemeye doyulmaz içmeye kıyılmaz kahvemdi biraz süt teninden biraz kahve gözlerinden bol köpüklü sevdam ben onu severdim o başkasını itirafsız sır ne o duyabildi ne ben söyleyebildim birikti onu düşünürken gülümseyen fotoğraflarım gülerken ağlayan süzülürken yağmuru kıskandıran kahkahalarım kaç insan kaç kulak çözebilirdi ki gülerken ağladığımı sırlarında güldüğünü Sibel Karagöz

ANNEM

Resim
annem gün doğmadan doğan sesi gelmeden çaydanlığı fokurdar gözleme kokusu delirtir renk renk reçeller komaya sokar annem uyandırmaz çalar saatim de yoktur mutluluğun sesi dolar kulaklarıma annem çağırmaz kokular çağırır büyüsüne kapılır ve ayaklar benden habersiz mutfağın kapısını açar annem öper gözüyle eliyle ayağıyla ve ince belli mutluluk karşıma geçer hadi ama hadi yumurtayı tokuşturmak çaya hasbıhal etmek lazım sonrası peynirle zeytini tanıştırır annem işte kahvaltının gözü kulağı ayağı olur beni her gün baştan doğurur sonra güzel bir türkü tutturur mutfak konuşur eşlik eder katıla katıla güler canı...

BEYAZ KARANFİL

Resim
derin düşünceler kavgam içimde kıyamet kopuyor darağacına acılarımdan serdim kiminin kolundan akar kiminin bacağından azar azar damla damla azalır mı kavrulmuş yüreğimden akan yaşlar acıyı sardım çileme iki şiş ördüm ördüm söktüm uymadı içim dışıma dışım içime benzer elbise çıkmadı karanfilleri nereye koysam açmadı Sibel Karagöz

ÇERDEN ÇÖPTEN BEBEĞİM

Resim
çerden çöpten bebekler yapar anne olurdum çocukça gülümsemelerle mutluluktu oyundu annelik kayboldum çer çöp içinde bebekli günleri özler oldum şimdilerde anne acıtan bir kelime kanayan gül açar içimde yana yana Sibel Karagöz

İDARE’SİZ BOŞLUK

Resim
kocaman boşluğunda ki idare lambasıyım ne ışıtır ne söner çıplak günü takvimden yaprak yaprak kopartıyorum tüm pişmanlıklarımla tomar tomar cebime doldurarak gün deliksiz di gece günden delikti bir yaprak daha kopmuştu ömürden idare’siz Sibel Karagöz

ANA GÜNÜDE Mİ VARMIŞ

Resim
o gözünü morarttığınız sövdüğünüz aşağıladığınız örselediğiniz tecavüz ettiğiniz öldürdüğünüz ana yavrusunun günü de mi varmış ne zaman senede bir gün o gün bile incitirsiniz o gün bile insan yanlarından kırarsınız o gün bile satın alabileceğinizi sanırsınız senede bir gün kadın ana kız çocuk pırlanta bir yüzük bir demet gül bütün yaptıklarınızı unutturur sanırsınız öyle değil alamazsınız aldığınızı sanırsınız kadın tahmin ettiğinizden daha akıllı asla unutmaz unutur gibi yapar yalandan bir dünya kurar içinde polyannacılık oynar çünkü ataları der ki gelinlikle girdiğin evden kefenle çıkacaksın çünkü adam saydıkları der ki boşanırsan çocuğu göstermem beni bırakırsan yaşatmam seni kadın anadır çeker inanırnış gibi yapar çeker çeker de hayal kurar sanki kendi inanır gibi bir gün bile olsa boynunda yavrusunun kollarından inci bir kolye ister tek bir gün bile olsa o gün anneler günüdür oysa insan günü olsa cinsiyetsiz insanca size ...

KARA SEVDA

Resim
Karşımda devlet hastanesi altında sahili, Kiminin derdi çok, kiminin parası. Bazılarının mutluluğu, başkaların ise aşkı... Bakma bu şehrin kara olduğuna; Buranın altı benzer karaya, üstü beyaza. Ask kokar denizi, feneri, merdivenleri Bacadan çıkar asıl nedeni! Ekmektir kavgası, sevmez aşkı parayı. Doydu mu karnı? Yaslanır koltuğa, Dinler televizyonu radyoyu. Şöyle baktın mi? Çiçektir sokakları. Sokaklarda dolaşır, o güzel insanları. Gün boyunca kazandığı parayı, Götürür eve, ekmek çay diye.

La belle dame sans merci

Resim
1819 da üretilen, bir ingiliz klasiği olarak kabul edilen " Merhametsiz güzel kadın " isimli John Keats'in şiirinden etkilenerek çizdiğim çalışmam. Tıpkı onun gibi "  Sevgi ve Şiirsel bir meşguliyet bu hissettiğim. "... Özenle güzel ve etnik bir vazonun içine konmuş ağaç dalı. •Vazonun desenleri eskilerden Anamın basma kumaş üstündeki Türk motifleriyle harmanlanmış en eski 35 yıllık çağrışımı. •Ağaç dalı ihtişamından,  kuvvetinden ve tek dayanağı olan o onulmaz gövdesinden ayrılmış yani kendinden bir nevi kopmuş bir ağaç dalının o istemediği halde kendisinden koparılması ve kendis olmaktan vazgeçirilip bir arız bulunup kendisiymiş gibi hissettirecek bir vazoya konması...

ANNELERİMİZİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN...

Dil ve kavram olarak evveliyatını anlatmaya kelimelerin yetersiz kaldığı annelerimizin anneler günü kutlu olsun... Burada bulunan anne yazarlarımız, anne adayı yazarlarımız canı gönülden teşekkür ederiz. Iyi ki varsınız... KÜNYE EDEBİYAT

Hoş geldin ve Hoşçakal

Yaşamak dediğimiz karın ağrısı ; mecbur bırakılan , yön verilemeyen bir girdap , bir santranç oyunu, bir senaryo ve daha bir çok şey. Bir yığın kelime tüketildi belkide  bir kelimeyi anlatabilmek uğruna . İnsanoğlu neyin içine düştüğünü yüz yıllardır anlamaya ve anlatmaya çalıştı. Kimi tarihçesini tuttu kimi ruhuna dokundu. Atılan kahkahaların akıtılan gözyaşlarının çetelesini tutan oldu mu bilmek pek mümkün değil taabi ki. Kimine göre derin bir felsefe oldu , kimine göre yalnızca bir olgu lakin ortak noktası herkesin mutlak sorusuydu.Neydi yaşamak ? Kimine göre bir tebessüm , kimine göre bir şarki , kimine bir çift göz, kimine söz, kimine umut , hayal... Kim nereden tutunduysa hayata en çok ona oydu yaşamak. Ve bilmeden tutunduklarının en büyük karın ağrısı olacağını inadına yaşadılar onunla. Özlüyoruz dedik, özlemeyi sevdik. Gidenlerden şikayet edip, gittik. Karanlıktan korkup geceye aşık olduk. Uğruna gözyaşı döktüklerimizin mübtelası olduk -lakin uğruna ağladıklarımızın değil...

GÖZDEN DÜŞÜRDÜKLERİM

Resim
sanırsın ki insan ağlar ağlarken düşen yaşlar içinde erim erim erir öyle değil ağlayan gözüm değil yüreğim kabullenişlerim var bir kahkahayla boğduklarım var gözden düşürdüklerim yaş değil benim kirpiğimde astıklarım var ben öyle ağlarım ki kahkahalar etsiz kemiksiz yol alır tarife göre değil yüreğe göre adımlar bir de bana gülümseyen fotoğrafların var baktıkça kahkaha krizlerim artar seneleri desibeli artırarak devirip kadeh kadeh kutlayışlarım var kahveme duman duman katışlarım var her dumanda silüetini bir kahkaham uğurlar az az değil basbaya kabullenmişim yokluğunu bundan sonrası aramam varlığını da yokluğunu da nötr kahkaham da gözden düşürdüklerim de Sibel Karagöz

EMEK İST

Unutmak da emek ister Sevmek de... Ve beklemek de emek ister Gitmek de... Bildiğin ne varsa yakıp dönmen de... Yaşanılan ne varsa gömmen de Emek ister... Bildiğin ne varsa aşka dair Bütün illetler olsa da mahir Herşey emek ister... Susmak... Konuşmak... Yüzüne bakmak da emek ister Bakmamak da... Mesafeleri geçip sonu bulmak Sonunda bir de onu bulmak İşte bütün bunlar emek ister Hayal kurmak da emek ister Hayal kırıklığına uğratmak da Hoşçakal demen de emek ister Elveda diyip gitmen de... Seviyorsan herşey emek ister Seviyor musun diye sormak da Emek ister... Soramamak da... Yanına yaklaşmak Zamanı gelirse eğer Kucaklaşmak da emek ister Düşünecek gün üç idi beş olur Duy ki seven başa neler gelir Sultanın giderse adı kalır Mihman olmak da emek ister Mihmandar olmak da... Açarsa solar her çiçek Kaderim ne gün gülecek Aşk yalan sevgi gerçek Sevdan olmam da emek ister Sevdam olman da emek ister Ve... Unutmak da emek ister Sevmek de... Ve beklemek...

ANA'DOLU

Resim
ana sütü gibi ak düşleri gibi doğurgan göğü gibi engin mavi darı gibi renk renk ana'dolu her yanı y'anar bildiğin mum biri de ben dar caddelerin kalabalık yalnızlığı dolanır tanıdık bir yüze hasret tiril tiril titreyen bir yalnızlık caddenin boş vitrinlerinde boy gösterir o bile yabancı o bile el biride sen balkonda halı silkeler tüm birikmiş öfkeyi içinden atar gibi yur yur sakızdan ak geçmişin karadan ökçesini asar sılaya ak bayraklar gibi biride biz sofralara neşe giydiren mayıs gülü ocağa üç çeşit  sevda koyarız ana ,evlat ,torun üç nesil içli içli pişer kah güler kah ağlar kah patlar pişeriz umudu güneşe asar bekledikçe kaynar gün geceye kavuşur artık tutunmaz taşar yarının geç kalmak gibi bir huyu sokağa asılan günü saksıda küsen çiçeği yüreğin çaydanlıkları taşmadan hatırla kafanın içinde beynin ayakkabılarının içinde ayakların hadi yüreğinin sesini dinle bırak ayakların götürsün bedenini ana'dolu her yanı y'anar ...

ADAM&KADIN

Ağladı adam Güldü kadın Hıçkırıklara boğuldu everen  Adamın halini görünce Kustu zehrini gece Canını okudu hecelerin ve tümcelerin Ölüm solukladı adamın teninde Azrail kaçırdı bakışlarını Adam başlı başına bir dağ Kadın titretti dağı bir bakışıyla Kadın var etti bir öpüşüyle dağı Kadın ateş gibi kuruttu adamı Birleşti elleri kadın ile adamın  Sonsuzluğu tattı bedenleri Her zerre ortalıktan kaçıştı Sadece rüzgar solukluyordu varlığı Son satır ve son dize Bu bir isyanın dansı Çarpıştı cümlelerde maşuk hasret ile Lakin mağlup oldu maşuk Tanrının nezdinde Ve son bir şans diledi Tanrıdan; Gözlerini görmek ümidiyle Ancak aşkta izin istenmezdi Tanrıdan

GÖĞÜ ÖPTÜM

Resim
kulakları sağır eden aşk çarşafı yırtılır caaaarttt diye bir ses bu ses kağıt kesiği gibidir yırtar kalbi içindeki aldanışları tutar tutar da avuçlarıma döker işte anılar işte körlüğün beyaz yalanları ağzı kulaklarında inanışlar fısır fısır konuşurlar kulağımın dibinde yüreğimin köşesinde düşerim merdivensiz boşlukların susuz kuyusuna yüzüm düşer asar kendini eski bir resim gibi duvarsız geçmişime yağmaya başlar yağan yağmur mu kirpiklerimin ihaneti mi asılır urgan düşer yaş ıslanırım çalışmayan kalbimle ermeyen aklımla bir ninni bir masal duymak isterim belki beyaz bir yalana bulanmış "seni seviyorum " kalp işte yalanla gerçeği çözemez.. aşksız çalışmaz ve ben seni her özlediğimde göğü öperim alnından akan yarım yağmur tanesinden... Sibel Karagöz

MEVSİM SONBAHAR (mapushane notları)

Resim
Hücredeyim odam dar Havada ölüm kokusu var Tek tek yok olmada insanlık Mevsim yine sonbahar... Dışarısı soğuk,dışarıda kar Gurbette gözü yaşlı yar Tek tek dökülmede saçlarım Mevsim yine sonbahar... Ne namus kaldı,nede ar İçimde ihanet kokusu var Tek tek düşmede kadınlar Mevsim yine sonbahar... Hücredeyim odam dar Düşümde hep o güneş var Tek tek sönme de mumlar Mevsim yine sonbahar... Şiirbaz 21. ARALIK. 1982

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

SEN VE BEN

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK