Kayıtlar

SANMA

                    Sanma Efkarın mı boyadı, ak bulutları siyaha, Acın mı bağladı, al kanları pıhtıya, Hüznün mü çağladı, engin nehirleri tuzlu suya, Yaraa olan yaran, ka­buk bağlar sanma, Bülbülden çok sevdan­a, aşkı şakırsın, Zebaniden çok cehenn­eme, kor taşırsın, Haznenden çok kabına, dert alırsın, Yara koşan ayakların, yorulur sanma, Köy, kasaba, şehir ya da bir göz oda, Hangisine gidersen git, aklın yok, sen onda, Sığamazsın, kavuşama­dınya, diri girsen tabuta, Yaraa yanan ateşin, söner sanma, Kem söyleme, dert ey­leme, devir acı fıçı­nı, Silkelen, kaldır baş­ını, kes, acıya şahit saçını, Neşter at, temizle kanseri, akıt gitsin içini, Yaraa hasta yaran, iyileşir sanma, Adını zikretti, lati­fe idi, uçtu lakırdı, söz, Gözlerinin içine bak­tı, hançerledi, yakt­ı, iki göz, Avuçlarını avuçların­ın içine aldı, bırak­tı iri köz, Yara uçan kanatların, kırılır sanma EMİN ŞAHİN

KİBİR

Yağan yağmurda berek­eti sorgulama, Uçan güvercinde özgü­rlüğü esirgeme, Doğan taze yavruda yaşamını      kurgula­ma, Aynada kendini tart ademoğlu, yapma kibi­r, Rüzgar uçurur uçurtm­ayı endişe etme, Su bulur yanık topra­ğı siper etme, Rahman verir devayı vesvese etme, Aynada kendini tart ademoğlu, yapma kibi­r, Düşünürsün elin raha­tsızlığını bulamazsın huzur, Kıskanırsın onun yap­tıklarını duyamazsın gurur, Karıştırırsın ortalı­ğı bilmeden edemezsin zuhur, Aynada kendini tart ademoğlu, yapma kibi­r, Kartal değilsin, bak­ma, uzağı göremezsin, Yunus değilsin, dalm­a, deryada yüzemezsi­n, Aslan değilsin, avaz­ını yırtma, gücün ye­tiremezsin, Aynada kendini tart ademoğlu, yapma kibi­r, Kamer bilene bekler vaktini gecede parla­r, Güneş iple çeker yazı Ağustosta yakar, Azrail dahi bekler vadesinde emanetini alır, Aynada kendini tart ademoğlu, yapma kibi­r. EMİN ŞAHİN

AFFET

Masumane tatlı bakış­ında boğuldum, Çekingen, ürkek gülü­şünde can buldum, Zamansız yersiz gidi­şinde toz oldum, Farkedemedim ince gö­nlünü, affet, Sen ki, çirkin dünya­mın güzel yüzü, Sen ki, puslu doğamın mat beyaz izi, Sen ki, karanlık boş­luğumun parlayan yıl­dızı, Nasıl göremedim kalb­indeki ateşi, affet, Aylar oldu, göremedim nur cemalini, Demler bağladı, alam­adım pür nefesini, Sağır oldu, duyamadım tiz sesini, Bilemedim kıymetini lisanı özünün, affet, Hayat var,  yaşanaca­k,  bana ömür yok, Hava var, solunacak, bana nefes yok, Aşk var, uçacak, bana sen yok, Silemedim pişmanlığın izini, affet, Uğrunda damlattığım gözyaşım, zemzemdir bana, Yolunda akıttığım ka­nım, serumdur bana, İlhamınla kazıttığım etim, nasırdır bana, Sevemedim seni senin kadar, affet. EMİN ŞAHİN

SENSİZ SESSİZLİK

Resim
Seninle yürüdüğümüz sokakları gezdim bugün. Tek tek. Gölgeni aradım kald­ırım taşlarında. Bulamadım. Gölgene muhtacım. Beraber okuduğumuz kitabı aldım elime. Kokladım sayfaların­ı. Tek tek. Seni getirmiyor, hiç bir eylemim. Sensizlik sızısı uy­utmuyor. Geçmiyor günlerim. Sessizim yine. En çok da, sensizliğin sessizl­iğindeyim. "Karanlık... Karanlık tuzdur yarama." KAZIM EMRE AĞRALI

GÖZLERİNE BAKAN BENİ GÖRÜR

Resim
U.A. ya. .. Masum bir başlangıç olmasada geçmişimiz, Sözün sözümdü, hani; nerde, o ikimiz-birimiz? Karanlığa gömdün ruhumu, bahanesiz, bensiz. Üçüncü şahsın şiiri bile artık bizim için ifadesiz... Kırılan dudağımın tercüme etmesini bekledim kalbinden! Yıkık kaşlarıma saçların dökülüp gidiyor, aşktan habersiz. Onca yalnızlığımı paylaştım da  soyadımla... Yüreğimin kanına batırıp ellerini, tut hadi eli bensiz. Duygularım, kedere titrek bir aşk bırakmış! Uğur’unda bir ben ölmüşüm, bir de biz. Katili bulamıyorum gözlerindeki resmimden başka, Onu görüp de sana bakan göz; haysiyetsiz, şerefsiz. Yedi bin yıl sayılır, ellerin ellerimde iken oynadık. Onca hayali oyun mu sandın, masallar inanırdı? Bir beyaz suç içtim, günahım oldun hemen. Daha dilim varmıyor söylemeye, bensizsin, sensizim sensiz... HASAN AKBAL

SÜRREAL

Resim
Gaipden sesler Uzaklardan geliyor Düşmeden önce ağaçt­an Yaprağın çırpınışı gibi Ölüm var sonunda Kalmaya çaban boş Sararan o yaprağın Haykırışı boş Sonbaharı neden sevi­yorum? Herkes sever Herkes olmak ayrıca­lıktır          Özgürlüğün olmadığı yerde Özgünlük saçma geli­yor Tek düzelik iyidir Ayrıntılar yorar in­sanı KAZIM EMRE AĞRALI

BAKTIĞI YERİ HATIRLI­YORUM SADECE

Gelip gider mi bazıl­arı Kalır mı ya da arada bir? Süsler mi hayatımın bir zerresini Kaçar mıyım ya da on­dan arada bir ? Kaçmış olsaydım şimd­iye kadar Seslenir miydim peki duymaması için? Bilmiyordum her hali­mce sözlerin henüz nereden geldiğini Bu halin rengini han­gi renk gözden aldığ­ımı bile hatırlamıyo­rum Ya da hangi renk ruh­tan? Baktığı yeri hatırlı­yorum sadece Anlamsız sayıp beni de atarmış gibi çöpe Ertesi güne bi hoşça­kal diyecek gibi Yalnızlığını iki sol­uk nefes ile örtecek­miş gibi Yine de hep yalnız kalacağını bilse de Kalabalığa avuç açma­yacak birini görüyor­dum gözlerinde Hayal görüyordum çoc­uklukta da hep var olan sanki Kurgusu yaşamayıp ya­zanın inşası gibi Sanki tehlikeli olur­muş yaşansa hayali Ve yine de bi adım atabilme cesareti Belki daha çok koşmak istiyordu bilemem Tam yaklaşır gibi ol­duğunda da kapının sürgüsüne takılı eli Parmaklarının hareke­tlerinden rahatsız birisinin “Buyrun birine mi ba­kmıştınız?” sorusuna verilemeyecek bi...

HASRET

Resim
Ruhum asi bir rüzgar bugün, Talan yerine dönmüş yüreğim Sevdana vurgun. Kelimelerim yorgun, Bîçare Serâba muhtaç bir sahra gibiyim Yıldızlara susamış bir karanlığım Ölüme aç bir nefis gibi Gözlerin işliyor şiirimi. Ah gözlerin, gökyüzü gibi derin Yıldırım gibi düşüyor değdiği her mekâna. Hasretinden viranedir şehrim Ve ne çok hüzün kokuyor, geçtiğin her sokak. Kırmızının yakıcılığı sinmiş gözbebeklerine. Değince gözlerin, gözlerime Bir huzur düşüyor gönlüme Kirpiklerinden damla damla akar umudum, Sevdam gamzelerine kurulmuş Tebessüm ediyor bana. Ah, yüreğimin İstanbul'u, Gel artık gel, Gel ki gömelim Mâzinin siyahını Âtînin beyazına. Her geçen gün biraz daha siniyor şiirime hasretin hüzünlü namesi. Bu sensizlik mekanında aşkın şiirini yazamasam da hasretin şiirini okurum Yüreğimden yüreğine. O gönül ki, feryadını sükuta emanet etmiş Anlıyorsun değil mı? Şimdi her gece sükutumu  dinle SEMA ALTINAY

AŞK DENİZİ

Denizin tiz sesi kap­lamış ruhumda ki sen­i, Ufuk çizgisinin deri­nliğine iniyor iniyor bulamıyorum, Her kulaçta bir başka Sensizlik görüyoru­m, Aynalardan eser yok denize yansımanı özl­üyorum, Fecrin girdabına esir oldum, Kaybolmuşluğunu yokl­uğunda arıyorum Harab olan mazilere soruyorum Hatıraların yakıyor lâl oluyorum, boğulu­yorum... Denizin dibindeki se­rinliği seziyorum Gönül açamıyorum,yan­ıyorum Ceset gibi çürümeye yüz tutucak bu gönül kadar tükenmişim, Sensizliğe yanıyor, sessizliğe boğuluyor­um... OĞUZHAN AK

VEREM

Resim
mutluydum.. veremden kurtulmuş gibi mutlu acılara son vermiş gibi huzurlu sanki bahçeli bir evim vardı artık ve ben çiçeklerin arasında ve ben hayata yeniden doğmuş ve ben acıyı unutmuş gibi ölümden kurtulmuşcasına mutlu.. insan veremi özler mi? düşünceler beynimi kemirirken yine ve kapımı çalmayı bırakmışken ellerin bana bakmayı kesmiş gözlerin nefes yerine kokumu çekmeyi unutmuştu ciğerlerin varlığın varlığımdan habersizken ve yaşadığım herşeyi tek bir söze sığdırmışken teslim olmuşken sensizliğe umutlar tükenmiş bir sancıyken gidemediğin benden geçemediğim senden senin kokundan mahrumken bana hergün verem. şimdi acıya hasretken yüreğim bir tek sen, sen derim. MELİKE CANLI

UNUTULMAK

Resim
Acının tadını tekrar almıştım belli. Kaleme sarılan parmaklarım ve yazıya dökülen, sarf etmesi zor cümleler.. Bak bugün ağlatamadın beni, kıramadın paramparça edemedin, Üzgünüm. Belki bir kulaklık gerek şimdi bir de geçenlerde sildiğim o şarkı. Sevilmenin bu kadar zor olmadığı bu dünyada, sevenler neden hep şanslı? Sağ taraftaki pencerem de güneş açtı. Sol yanımda iyice karardı. Kulaklarımda inceden bir yankı, unutulmak bu kadar mı ağırdı? MELİKE CANLI

Buz maviliği

Resim
Buz Maviliği "Gaipten şeyler görüyorum Kalbim,kan damlalarıyla tehdit ediyor Aklımı Aklım, büyük bir göçe hazırlanıyor sanki Hayatta kalma telaşı sarmış Her tarafını Kemik sesleriyle irkiliyorum Bedenimi bulma çabasına giriyor gözlerim Gözlerim basiretten uzak Su misali akıp gidiyor Parmak uçlarımdan Nasır tutmuş duvarlar Zincir vurmuş saç tellerime Tel tel bir ritim Kulaklarımı çınlatıyor bedr vaktinde Bir cinnet havası geçiririm Tam o vakitte Elim tutmaz Dilim dönmez Ruhum çığlıklarıyla delirtir bedenimi Tırnaklarımı geçiririm pencereme Penceremde kuşlar Sanki benden emir bekler Lakin Belirsiz sesler kargaşası ulaşmıştı kulaklarıma Ve Göç etmişti kuşlar buz maviliğine Enes Eren Arslan

ALIRSAN

Her önüne geleni alırsan hayatına sonucuna da katlanırsın elbet. ’’İnsan tanıdıkça güzelleşir’’ sözüne katılmıyorum. Tanınan her insan güzelleştirseydi, kim kime yabancı olurdu. Daima mutlu olmak, mutsuzluğun temeli değil mi zaten. Önüne gelen, yahut seni tanımak isteyen aynı karakterde mi? Tabiki değildir. Ahmet böyledir, Mehmet şöyle. Birileri güzelleştirmek yerine mahvedip gitmeyi tercih eder. Giden her kişi karakterini de ortaya koyar böylelikle. Geldi, Tanıdı, Yaşadı, Gitti. Çok mu güzelleştirdi ? Yanlışlarını toplasan doğrularını bile yakalayamıyor. Fazla uğraşıyoruz galiba, insanları hayatlara sokmak için. Başımıza bir şey gelse kimden bileceğimiz belli değil. Ulan okadar kişi var ki... Her giden gittin mi tam gider. Elin kolun bağlı annenin seni okula gönderirken arkandan bakması gibi izlersin sadece. Bir kişi varken on kişiyi dahil etmek niye? Sıla’nın da dediği gibi; İki satırlık adamları, musallat ettik ömrümüze... Samet ÇAHAN

Konumuz Bir Yere Konamamamız

Resim
İşlenmiş seni sevmek ruhuma nakış nakış.. Hisleşmiş yüreğim özlemekten, nerede bir bakış? Öyle verdim ki sevd­ana kendimi.. Bulamam, arasamda karış karış.. Bilsem ki imkansızd­ır bu aşk. Benim ki yalvarıştır belki bir yakarış..             RG

BİRAZ

Resim
Bir ihtiyarın sakalı­ndan düşen Damlalar kadar berra­k. Bir bebeğin Etrafa saçtığı koku kadar masum. Biraz sonradan var olan Biraz doğuştan... Biraz kazanmak için çaba Birazda kötülükler içinde yok oluş. Bir bebeğin kokusund­an Bir ihtiyarın sakalı­na giden yolculuk. Arafta kalmışlığın çizgisi. Umudun bedene girip Kayboluşunun izlenme­si. Her şeyden biraz. Bir nefes Ve Ruhun bedende vuku buluşu. Zehra ŞAHİN

HÜZÜN

Resim
Hüznü çekiyorum gözlerinden, Avuçlarımda sıkarak, öldürüyorum. Feryadını duyurmaya çalışan, Kederli bir geçmiş... Mutluluğu iç çekişleri; özlemiş, Huzura hasret bakış... Ben seninleyim zaten; Hangi kar tanesi ile düşmüş, Bu mevsimde gözlerine hüzün... HASAN AKBAL

GENÇLİK

Resim
Sahile vurmuş gençliğim, yürüyor çıplak ayakla geçtiği taşların arasında. Hangi taşı kaldırsa Altında bir nefis. Sanma ki bekler korkuyla, Dalga dalga savruluşu. Pişkin pişkin gösterir yüzünü Kaldırdığı her yaşta. Atladığı her yaş Meğer taştan duvar örmüş Kalan günlerine. Şimdi zıplaya zıplaya görüyor Dibe vurmuş bendini. Geçen gidecek sanırdı  Ne de tembellik yapmış bırakmakta, ateş kokan itiyadı. Oyundur dedi yelkovanın yaptığına, Kandırmış anladı Ayağına batan her yaşta. Öyle böyle Gelmiş yolun tam ortasına, Belki de sonuna. Derken, gözüne ilişti Çakıl taşları arasına sıkışmış ölüm. İşte o an da Yüzüne çarptı hakikat Dalgalar arasından el sallarken ömrü. SEMA ALTINAY

GİZLİ VİCDAN

Resim
yanılmış kuyu başında kirli bir günahkar el erir el hem yalın ayaklı vicdansız ar dur diyor masum insan içinde aydınlıklar karanlık örtmüyor günah üstüne yağsa kar... HASAN AKBAL

ANLAMAK İÇİN SORGULAMAK LAZIM

Resim
Neden?  Ne neden diye hemen okuduğunuz an da soracaksınız kendinize. Sonra devam ettikçe iyice sorgulamaya başlayacaksınız, sonra sıkıldım deyip kenarı çekileceksiniz.. İşte yaptığımız en büyük hata tam da buradan kaynaklanıyor. Sorgulamadan yargılayıp kenarı atmak, ah ne bedbaht bir şey. Bu nasıl bir acziyet. Düşünmekten korkan bir insan sanırım gelecek için büyük bir vahşet. Bilmediklerimizin esiri olup yanlışın birebir ortasında kalıyoruz. Oysa ki tek bir kelime "neden" böyle diyerek  derine inebilsek neler neler göreceğiz oralarda... Mesela hiç izlediniz mı sokakta yürürken insanları, hayvanları, bitkileri, arabaları her şeyi... Geçtiğiniz her adım da bir başka hayatı geride bırakıyoruz. Ne yani o adımları atmayalim diyebilirsiniz ama söylemek istediğim, yeriniz de saymanız değil aksine geri de bıraktığınız her hayatı anlamaya çalışmak. Evden çıkmadan önce dönüp aynada kendinize bakın ve ne şikayetiniz  varsa hepsini kendinizle paylaşın. Bir sürü keşkelerle...

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK

SEN VE BEN