Kayıtlar

Poster Karalamalar 🖋

Resim
Eda Ekici ✏

BİR BEN AĞLADIM

Şu yalan dünyanın gam efkarını Bir başıma çekip çekip ağladım Dünü bırakıp aradım yarını Boşa umut ekip ekip ağladım Alamadım lezzetini hazzını Göremedim baharını yazını Çekemedim işvesini nazını Boyunumu büküp büküp ağladım Kurtaramadım kederden başımı Kanla karışık akıttım yaşımı Hasret kalesinin mezar taşını Yüreğimde dikip dikip ağladım Âşık Kusûrî'm ağlama derdine Her tarafı gurbet olmuş yurduna Bakakaldım kapıların ardına Yar yoluna bakıp bakıp ağladım

GELİRSEN YİNE KABUL EDERİM

Aradan asırlar, yıllar geçse de Sarp kayalardan yollar geçse de Fani dünyamızdan kullar geçse de Gözlerinde açan ilkbaharla Gelirsen, yine kabul ederim Savrulup düşmesin gönlün gümana Kış vaktinde çıkan olur mu harmana Beddualar ederek geçen zamana Dilinden düşmeyen intizarla Gelirsen, yine kabul ederim Takatin biter, bastona yaslanırsın Heyecanın da kalmaz, uslanırsın Belki gençliğin gider, yaşlanırsın Saçına lapa lapa yağan karla Gelirsen, yine kabul ederim Ela gözlerinin kalmasa feri Yeter ki sen bana dönüp gel geri Ayıran kavuşturursa bizleri Eskisinden yüce itibarla Gelirsen, yine kabul ederim Karanlık odamın camında firkat Aynalar buğulu, asılmış surat Yüzünde çizgiler artsa da kat kat Yüreğinde sönmeyen bir korla Gelirsen, yine kabul ederim Gerçek aşkı başkasında bulsan da Onun yoluna döşenmiş olsan da Sevip birini, boşanmış olsan da Aramızda kalacak bu sırla Gelirsen, yine kabul ederim Haber gönderirsen bir mektup ile Dağılır o anda dert, k...

ÇORUM ELLERİ

Buram buram tüter gözümde derdi Artık Çorum ellerine varamam Gülşenini yâr başkasına verdi Dost bağında gümrah gülü deremem Mecitözü'nden Laçin'e geçince Alaca'nın tatlı suyun içince Yâr kalbini başkasına açınca Ben de gayrı bu illerde duramam Aşkımdan gayrıya yoktur delilim Bir vefâsıza vermişim meyilim Bileğim gücünde Ferhat değilim Köse dağının bağrını yaramam Dertli Dodurga kalıyor sağıma Karla buz yağmış Uğurludağ'ıma Tez yetişem talan vurdu bağıma Başka bir güzele gönül veremem Dertlerim artıyor gülmem eksilip Yol vermedi bana zalim İskilip Sevdamdan bileği taşı kesilip Acılarıma ben hançer vuramam Aştım amma şu feleğin kal'asın Geçemedim ki Kargı'nın yaylasın Dilerim Rabbimden mutlu olasın Der  Kusûrî; başka sırra eremem Ramazan Yanar (Âşık Kusûrî)

ARKADAŞ ŞİİRİ

Damla damla yanağına süzülem Akıt gözlerinden yaş diye beni Adım adım yollarına döşenem Topuklarınla ez taş diye beni Yaba yaba savur gönlümü yel gibi Ben ağlarken sen gül, gonca gül gibi Yâ Râb bir çift kanat ver bülbül gibi Kondur yâr bağına kuş diye beni Dert öksürdüm çile kustum kainata Seninle döndüm yeniden hayata Alıp aşkın kazanında kaynat da Kısık kısık pişir aş diye beni Tanrı kainatı aşkınan örmüş Gündüzün üstüne geceyi germiş Sevdiğim uykuda, rüyada görmüş Hayırlısından bir düş diye beni Kul Kusûrî'yem kendi kendim yaktım Keder zincirini boynuma taktım Bu gece yârin defterine baktım Listeye yazmış arkadaş diye beni Ramazan Yanar (Âşık Kusûrî)

AKLIM ERMİYOR

Bu dünyanın başı, sonu nasıldır? Anlayıp çözmeye aklım ermiyor Sevdanın dokuzu, onu nasıldır? Yaşarken sezmeye aklım ermiyor Sanırdım bağında bülbül ötüşür Ak gerdan üstünde turna yatışır Dökerken aşkımı kalem tutuşur Kağıda yazmaya aklım ermiyor Ben gel diyorum, sen yol uzun dersin Gül diyorum, sen sonu hüzün dersin Karşıma çıkma mevsim hazan dersin Baharı çizmeye aklım ermiyor Ben geçmişten pişman değilim sanma Hayali gerçekten muhkem muamma Her ilkin sonu mutlak vardır amma Sonsuzu bozmaya aklım ermiyor Sensin yerle yeksan eden tahtımı Sensin bozan yeminimi ahtımı Taşa çalıp ezsem kara bahtımı Vurmakla ezmeye aklım ermiyor İlk değilsin ancak sondan ötesin Ben sana köleyim candan ötesin Ar, haya, namus imandan ötesin Bir küçük hüzmeye aklım ermiyor Değişmem bir gülüşüne köşkleri İstemem hercai olan meşkleri Tepeden tırnağa pislik aşkları Yıkayıp süzmeye aklım ermiyor İster deli de bana, ister densiz Kahkahaların olsun benli bensiz Gel yaşa mümkü...

BENLERİ

Bir şûha gönül düşürdüm yenice Goncası açılmış, benleri taze Saçları sırmalı, gülüşü ince Bir hoş gözüküyor benleri göze Âşığını alır dağdan aşırır Bir gülüşü ile sabrım taşırır Her birine bir başka kul düşürür Dane dane dizmiş benleri yüze Onda buldum derdi de dermanı da Bozup gider ahdi de peymanı da Hem beğenmez şiiri, romanı da Destanlar yazdırır benleri söze Kur'an yere iner melekler derdi Bu fırsatı sade sana mı verdi Ne Acem'i, ne Türkmen'i ne Kürd'ü Kulları öldürür, benleri kaza Aşık Kusûrî'nin mana karnında Bulunmaz seni gibisi Ürdün'de Hele bir tanesi var ki burnunda Kendini çekiyor benleri naza Ramazan Yanar (Âşık Kusûrî)

Gücüm Yetmiyor.

Sana söyleyecek çok şey var amma Ağzımı açmaya gücüm yetmiyor Sen ki bende çözülmez bir muamma Bırakıp kaçmaya gücüm yetmiyor Her an yüreğimde yakılır sızın İşte ben, ben oldum, senin enkazın Çekmeye gelmese de işven-nazın Başka yâr seçmeye gücüm yetmiyor Seninle çiçek açan taşa döndüm Bazen hoşa, bazen sarhoşa döndüm Otuz yerden vurulmuş kuşa döndüm Yeniden uçmaya gücüm yetmiyor Hep yanlış almışım aşk tekbirini Yeni yaktım söndürmeden birini Çok içtim sensiz sevdanın zehrini Bir daha içmeye gücüm yetmiyor Beni öldür fakat istemem deme Kaç gün oldu uğramadın evime İmanım yeter sırattan geçmeme Bak senden geçmeye gücüm yetmiyor Düçâr oldum belalar kazasına Çokça bırakıldım aşk nadasına Sonra seni ektim kalp tarlasına Bak şimdi biçmeye gücüm yetmiyor Hasretle dolup taşıyor bu yürek Yürekte senin özlemin engerek Tarlam var dönüm dönüm evlek evlek Tohumlar saçmaya gücüm yetmiyor Allah aşkına! Aşk yüzün göreyim Gördükçe başkaya perde gereyim Ben giremed...

Vâr-Oluş

Resim
Ellerimizle yerden toprağı sırtlıyoruz . Özümüzde şu yanan Aynı minvâl oluşu. Senin vâroluşsal kaygıların Tırnaklarınla kazırken olancasını; Arı-duru bir dil gibi -Ceyhan avuç içlerim 'den dökülürken- Yuğunmaktadır. Özün, Sen ve Ellerin Yoğurmaktadır toprağı Ellerin yoğurmaktadır özünü. Sen Dört odacıklı mabedine Ceyhan'ı sığdırırsın. Arı-duru bir dil gibi -Avuç içlerim- Yuğunmaktadır. Eda Ekici

BASIN YAYIN SANAT EDEBİYAT ŞİİR DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...

03 Şubat 2020 Pazartesi günü, saat.18.00'de;Lütfi Selek Kültür Merkezi-Hürriyet Caddesi (Ticaret Odası Oteli Bitişiği) Nazilli-Aydın adresinde açılan ''Karacasu'dan Yüzler Fotoğraf Sergisi'' 07 Şubat 2020 Cuma akşamına kadar isteyen herkes tarafından ücretsiz olarak ziyaret edilebilir, ilgilenenlere önemle duyurulur. ************************************************************************************************************************************************************************************** 07 Şubat 2020 Cuma günü, saat.14.00-16.00 arasında;Sarı Zeybek Kültür Sanat Derneği-Murat Reis Mahallesi, 231 Sokak, No.12-B Hatay-Nokta-İzmir adresinde, öğretmen Tahir Eker moderatörlüğünde ve Edebiyat Sohbetleri kapsamında ''Milli Edebiyat Dönemi'' konusu işlenecektir. öğretim görevlisi Nevide Balkan-öğretmen Hacı Ali Salman ve öğretmen Tahir Eker'in konuşacağı bu etkinliği isteyen herkes ücretsiz olarak izleyebilir, ilgilenenlere önemle duyurulur....

GÜZEL GİTTİN, GÜZEL BİTTİN

Öylece kaldım pencerenin dibinde. Paspasın altında yedek anahtar, diyemedim. Rafa koyulan üstü tozlu plak geldi aklıma. Alıp çalmak istemedim. Yorgunluktan mola verilmiş, tezgahın üstünde duran birazda yalnızlık kokan, sessizliği anımsatan,bir o kadar da seni hatırlatan o kitabı okuyamadım. Yarım kaldı. Yarım kalan,yarına kalmasın dedim. Kaldı. Bitmeyen sadece kitaplar zannederdim bu yaşıma kadar. Yaşım dediğime bakma. Ruh yaşım kemik yaşımı geçeli epey oldu. Pencere mi? Penrecerinin önü gözyaşı ile dolu. Yağmur da yağmıyor oysa. İnsanlar yağmur yağınca mı ağlamış gibi görünüyor? Yoksa ağlamak için yağmuru mu bekliyor? Bilmiyorum. Yalnızlığın hüküm sürdüğü yerdeyim. Mülteci gönlünü ferah tut. Her şey bıraktığın gibi. Anahtar paspasın altında, evin düzeni olduğu gibi, değiştirmedim. Kahve fincanları ikinci rafta. Yerini benden daha iyi biliyorsun sonuçta. Gülüşlerin hala dün gibi kulağımda. Çığlıklarını ve gözyaşlarını bir bavula tıktım kapının önüne bıraktım. Kiminin hatırası kalır k...

BEN HİÇ İSTER MİYDİM

Kolay değildi bizimkisi. Kolay olanı zora çevirmekti belki. Bilemedik. Bir odada haps olduk. Gerçekleri göremedik. Umuda açılan bir kapımız vardı, bulamadık. Bir konuda hiç bir zaman mutabık kalamadık. Yoksa bende isterdim seninle karşılıklı kitap okumayı. Aynı cümlenin altını çizmeyi, inan bende isterdim. Kolay olmazdı belki ama imkansız da değildi... Aynı kitap üzerine ayrı cümlelerin altını çizmeyi inan bende istemedim. İnan ki istemedim...

Bİ ÇAY ?

Gözlerimin baktığı yerdesin. Sıralı ayrılık girdi aramıza. Mesafeler epey uzun. Sus... Hayır hayır... Sakın konuşma. Konuşursan eğer, artacak mesafeler. Böylesi daha iyi sanki. Daha umutlu.Ne bileyim bir gün... bir gün kavuşacakmış gibi. Çayın demlendi, bir bardak koyayım mı? diyecekmişsin gibi...

HAYIR BÜYÜMEDİM!

Hayır. Büyümedim. Sadece alışkanlıklarımı değiştirdim. İnsanların aracılığıyla bir şey yapmayı bıraktım. Artık kendi kendime gülebiliyorum. Deli diyorlar bazen. Bazen kendimi yabancı gibi hissetmiyor da değilim. Ama iyiyim. Her ne yapıyorsam kendim yapıyorum. Birilerinin maşası olacağıma kendi ateşimin külü olmaya razıyım. Sebebini bilmeyip sonucuna katlandığım onca şey var ki... Hayır dedim. Büyümedim. Benim bir yanım hep çocuk kaldı. Bir yanım, yarım yanım...

BARİ SEN YAPMA!

Yine yağmur yağıyor pencereme. Anlayamadıklarım anladıklarımı geçiyor. Yol kenarı banklar geliyor aklıma. Camlara yansıyan fotoğraf kareleri sonra. Umduğum o şeyler unuttuğum şeyler oluyor zamanla. Şemsiye kullanmıyorum bu havalarda. Islanmak rahatlatır derdi babam. Dediğini yapsam...Bu seferlik yapsam bir şey kaybetmem aslında... Duyuyor musun beni ? Yine yağmur yağıyor buralara. Tükenen sadece kalemler değil. Mukadderat deyip geçemezsin. Hayır. Buna izin vermem. Veremem. Hiç bir şeyin tesadüf olmadığını yağmurun altında ıslanarak anladım. Bozguna uğramış yüreğim kaldırmaz artık gitmelerine. Yalnız fotoğraf çekilmeye razı değilim hala. Susmanın fayda vermediği dünya da faydasız diyorlar. Karanlığın dibine ışık tutarak tutunuyorum dalıma. Sen kırma. Herkes kırıyor. Bir dalım var şu ufacık dünya da. Bari sen yapma... Sana diyorum! Günün birinde vefalı olacak merhameti yerini bulacak insan. Yağmur yağıyor buralara. Yağıyor durmadan. Bari sen yapma...

MESELA

Bırakalım kavgaları bir kenarıya. Bağırış ve çağrışmalar son bulsun artık. Mutlu olmak sadece çocukların hakkı değil. Her akşam eve geldiğimde gülerek karşıla beni. Hoş sohbet edip günün değerlendirmesini yapalım seninle. Masaya koyduğun yemeğin tadını ağzımızla değil gönlümüzle alalım mesela. Ağzımızın değil gönlümüzün tadı kaçmasın. Yatağa her yattığında sırtını dönme duvara. Duvarlar hiç bir fayda vermiyor yalnızlıktan başka insana. İki kişinin yalnızlığını koyma omuzlarına. Terazinin dengi, masanın huzuru, kalbinin tartısı şaşmasın sonra. Paylaştığımız tek şey yalnızlık, gördüğümüz tek şey beyaz duvar, yediğimiz tek şey kuru ekmek, sevdiğimiz tek şey kendimiz olmasın. Olmasın mesela...

ÖLME ANNE!

Ölme anne! Sakın ölme! Yalvarırım sana ölme! Merhametine muhtacım anne. Şefkatine muhtacım. Saçının her teline kurbanım anne. Sakın ölme. Elini uzat anne. Tut elimden. Sakın bırakma beni. Daha küçüğüm anne. Çok küçüğüm. Kaldırmaz yüreğim gitmene. Yapamam sensiz koca evde. Saçımı tarayamam, yemeğimi yapamam, söküğümü dikemem anne. Hem doğruyu daha bilemem ben. Yanlış yaptığımda doğruyu göster bana anne. Öperek uyandır beni yatağımdan. Senin göğsünde ağlayayım ağlayacaksam. Beni, beni dört duvar arasına atma anne. Yüreğime kor ateşler düşürme. Gençliğim hayallerimle dolu. Hayallerim varken ümitsizliğe yelken açtırma anne. Yolun başındayken, daha hiç bir şey görmemişken, hayatın ilk tokatını bile yememişken o tokatı sen atma anne. Döv beni. Ayaklarımı kır. Gözlerim görmesin. Kulaklarım duymasın. Ellerim tutmasın. Ama sen gitme anne. Yataklara düşeyim. Gerekirse hastanelik olayım. Başımda hemşireler değil, bakıcılar değil, el değil sen dur anne. Yere her düştüğümde dizimin her kanamasında...

HANGİ YÖN?

Ziyanı yok dediğim ne varsa ziyan oldu. Önemi yok dediğim her ne varsa önemsiz oldu. Bugün yaptıklarım yarın başıma taşınır oldu. Duygularımdan feragat etmiş değilim. Adına bir fermanım var, henüz yazılmamış. Söyleyeceklerim var, akılda tutulmamış. Kamçıla beni. Rahat değilim yerimde. Toprak kokusu alıyorum bir yerlerde. Uyandır beni o rüyadan. Gerçek olamaz anlamını yitiren duygular. Anlamsızlığın içinde fazla kaldığımdan mıdır bilinmez. Lâkin bu kadar anlamsızlık fazla geliyor bünyeye. Hangi yöne? Söyle bana; Bu yol, kısık çığlıklar, rutubetli duygular, sessiz sensizlik hangi yöne?

ZAHMET

Kabına sığmayacak kadar yorgun bir yolcuyum. Sen ki beni ağırlamakta güçlük çekecek bir hancısın. Yolum yoluna düşerse eğer affına sığınacağım. Sana söyleyeceklerim inzivaya çekilmiştir. Yazacaklarım sükuta bürünmüştür. Gayrı bütün gücüm tükenmiştir. Olur da bir gün tutarsan ellerimi: "Ellerin zahmet görmesin" der. Zahmete sokmam seni...

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK

SEN VE BEN