Kayıtlar

TAMAMLANMAMIŞ ŞİİRİM SENSİN

Resim
Gün gelip gideceğim buralardan. Sol yanını boş bırakacağım, Seni bensiz bırakacağım. Belki bensizliğe yanacaksın. Ama çok sürmeyecek biliyorum. Zaman geçtikçe unutacaksın, Başka sevdalara yelken açacak yüreğin, Başka elleri tutacak yansın dediğin ellerin, Sesin çıkmayacak, bitecek nefesin. Ama beni sevdiğin gibi sevemeyeceksin. Hiçbir yürek benim kadar sevemez seni, Hiçbir göz benim baktığım gibi bakamaz… Gün gelip gideceğim buralardan Seni bensiz bırakacağım Sol yanını boş bırakacağım Belki bensizliğe ağlayacaksın Belki anılarımla yaşacaksın Belki de unutacaksın beni Başka sevdalara yelken açacaksın Ama ben seni hiç unutmayacağım Hep benimle, Hep yüreğimde, Hep nefesimde yaşayacaksın. Yaprakları solmuş defterimde, Bir türlü tamamlanmamış, Yetim bir şiir olarak kalacaksın… Şiirbaz 13. Temmuz. 1991 “ Sahipsiz Mektuplar” isimli şiir kitabından

YOKLUĞUNUZDA

Resim
Sizin yokluğunuzda geceler tek dostum oldu Yüreğime dünyanın bütün acıları doldu Saksılardaki renkli çiçeklerde tek tek soldu Gelecekseniz gelin artık yürek dayanmıyor… Kuruyan dudaklarım her daim sizi heceler Aman vermez lanet olası karanlık geceler Siz yokken evde yaşam inan ölümden beter Gelecekseniz gelin artık yürek dayanmıyor… Şiirbaz Eylül 1998

DOST GÖRÜNEN DÜŞMANA

Resim
O dostluk denilen meret Hiç yokmuş meğer Bizi kandırmışlar usta. Boşuna beklemişiz Doğacak güneşleri Boşuna beklemişiz Gidip dönmeyenleri Gelmedi giden geriye Gerçekten çok safmışız  Bilemedik be usta Akıllanmayız da bu gidişle Kandırılmışız meğer Cahillik işte… Şiirbaz 01. Ocak 1981

ÖLÜ ELBİSESİ

                        Hayat aynı durağan haliyle dün bıraktığımız öğrenci pansiyonu odası sohbetlerinden artan kalanlar ile başladı. Dışarıda esnaflar, lüks dükkan sahipleri, işçiler ve memurlar beraber döndükleri çarkın dişlisinde yoruluyorlardı. Çocukların oynadığı parklara, iki laf edilen kafelerin üzerine çöken sessizlik misafirdi. Kimse farkında değildi. İkindi vaktini belli eden gölgeleri bile yoktu artık. Yaprakların vedası, kuşların göç telaşı biteli aylar olmuştu. Havuç burunlu soğuk adamlar kömürden gözleriyle selamlıyordu insanları.             Yine işe gitmem gereken güzel bir pazartesi. Evet, yanlış anlamadınız haftanın ilk gününü çok seviyorum. Okula gitmemek için nazlanan çocuklar gibi davrananlar, hiç parasız kalmamıştır, büyük bir ihtimal. Bu bendeki sevgi, şükür etmek aslında... Böyle kapalı ve yağışlı havalar her zaman beni bir hoş eder.   Bulun...

SEN DAĞLI ÇOCUK...

Sen dağlı çocuk! Bugün kalbinden aktı pınarlar. Ve gözlerin bitap durumdayken, Bir başka yansıdı güneş ışıkları. Şehre girerken; Bir başka attı kalbim. Doğanlar; Doğarken ben öldüm. Baktım baktığına. Şaştım onurlu cesaretine. Kan mı değdi tırnaklarına? Kırılmışlığın sebebi bu mu? Sen dağlı çocuk! Kapandı gökyüzü gibi umutların. Deryaya daldın, korkun. Tane tane döküldü hayaller hüzünlerinden. Gördüğüm gördüğüne. Ne büyük tesadüf ki; Gittim gittiğine. Soğuklar boncuk gibi dizildi kapımda. Yaralar ummandan büyük. Bak karşıya! Bekleyişimi bekledin. Bak karşıya! Ben hiç beklenilmedim. Tar...

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Resim
       İslam tarihine baktığımızda çocukların, yaşlıların, kadınların ayrı bir yerinin olduğunu görüyoruz. Öyle ki, savaşlarda bile bu sayılan gruba dokunulmaması tavsiye ediliyor. Ecdadımız Çanakkale savaşında, yaralanan bir düşman askerinin cebinden çıkardığı fotoğrafa hasretle baktığını görünce yanına yaklaşıyor ve resmin kim olduğunu sorduğunda tek başına yaşayan yaşlı annem deyince elindeki son yiyeceğini ona veriyor. Bu davranışa hayretle bakan askere ’ dini dili ne olursa olsun anneannedir. Ben ölürsem geride kimsem yok ama sen ölürsen yaşlı annen var’ diye tarihi bir ders veriyor.       Günü...

BASIN YAYIN SANAT EDEBİYAT ŞİİR DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...

06-16 Mart 2020 tarihleri arasında;Nazilli Belediyesi Önü-Nazilli (Aydın) adresinde, 11.Nazilli Edebiyat Festivali gerçekleştirilecektir. Festival sırasında, standlarda kitap sergileri-el işi sergileri vb.gibi sergiler olacak ve Nazilli Belediyesi'nin 3.katında bulunan 300 kişilik modern tiyatro salonu'nda çeşitli yazar ve şairler çeşitli konferanlar verecektir. İsteyen herkes bu etkinlikleri, ücretsiz olarak izleyebilecektir. İlgilenenlere, önemle duyurulur. ************************************************************************************************************************************************************************************** AFYONKARAHİSAR ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ANIYOR ŞİİR YARIŞMASI'NI KAZANAN ŞAİRE YARIM ALTIN, İKİNCİYE ÇEYREK ALTIN. ÜÇÜNCÜYE İSE, TABLET VER...

GÜZEL ÖRNEK KÖKSAL MÜDÜR

Resim
GÜZEL ÖRNEK    Değerli okuyucularım, bugün sizlere İlimiz de 2003-2008 yılları arasında İl Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmış, mütevazı ve beyefendi kişiliği ile gönüllerde taht kurmuş, personel ve onu tanıyanlar arasında hala güzel anıları anlatılan Abdürrahim KÖKSAL Beyden bir iki örnek paylaşacağım. Çünkü ‘’ Kötülükler paylaşıldıkça normalleşirken, buna mukabil güzellikler paylaşıldıkça ziyadeleşir.’’ Bir gün makama eski elbiseli, çamurlu ayakkabılı köylü yaşlı bir amca gelir. Rahmetli Sekreter Filiz Hanım içeri almak istemez "Amca ayakkabıyı temizle öyle gel" der. Adam aya...

ŞİRVAN DAYI (mapushane notları)

Resim
Bir Şirvan dayımız vardı koğuşta bizim Birde onun çok sevdiği bülbülü Beraber uyurlardı her geceleyin Ve beraber karşılarlardı her yeni günü... Güneşim diye severdi o minik kuşu Biliyordu güneşi bir daha göremeyecekti Çünkü Şirvan dayı ölüyordu Tükenmişti artık ciğerleri... 19 Temmuz sabahı Şirvan dayı ölmüştü Sanki bir bebek gibi uyuyordu Gülüyordu Şirvan dayının yüzü Çünkü güneşi görecekti vücudu... Onun yokluğuna dayanamadı öldü bülbülü Arkasından teneke kutudaki o beyaz gülü Kırıldı duvardaki tek telli can sazı Unutmayacağım inan seni Şirvan dayı... Şiirbaz 23.TEMMUZ.1982

Unutulan Bir Köşede

Resim
Belki bir gün karşılaşırız seninle Dünyanın unutulan bir köşesinde Saçlarımız da ak belimiz bükük Yılların acımasızlığı yüzümüzde… Şiirbaz Ocak 1995

Ben Adem Sen Elma

Resim
Ellerim ellerine, Gözlerim gözlerine, Yüreğim yüreğine tutsak. Ama seni sevmek yasak bana... Çünkü ben Bir garip Adem Çünkü sen yasaklı Elma… Şiirbaz 27.02.2020

VEKİLE HASRET GEÇTİ GÜNLERİM

Resim
Bir sabah ilan edildi köydeki camiden Yıllar sonra vekil gelecekmiş köyüme Bayraklarla süslendi en güzel ipekten Mikrofonlar konuldu kahvehanenin önüne… Tarlalardaki köylülere haber saldılar Kimi yürüdü, kimini traktörle aldılar Dediler ki tüm sıkıntılar bitecek Çünkü köye vekilimiz gelecek… Toplandık köy meydanına girdik sıraya Soruları düşündük gözler takılı yola Nasıl bir adamdır düşünürken böyle Yağmur başladı sis indi köye… Akşama kadar ayakta vekil bekledik Kâh sohbet ettik kâh çay demledik Beklemekten yorulmuştu artık beden Ne gelen vardı ne de görünen… Dediler vekilin Mercedes’i bozulmuş Acaba dedim başka vasıta yok muymuş Gelecekmiş mutlaka elbet bir gün Bilmem ki o güne yetişir mi ömrüm… ŞİİRBAZ 15. Mart. 1986

Uzak Şehirlerin Mahallesi

Resim
Sensizliğin verdiği bir çöküntü içindeyim Alev alev yanmada yüreciğim Kimseler bilmez anlamaz enayiler En küçük külüme dek seni seveceğim… Uzak şehirlerin bir kenar mahallesinde Sen varsın eski bir şarkı gibi dilimde Herkes yabancı bir başka bakmada yüzüme Sensiz ve sevginsiz gitmedeyim ölüme… Bu karanlıkta bu şehirde sensiz delireceğim Her yağmur yağışında seni düşüneceğim Ayrılık senin adın ölüm sen olsan bile En son nefesime dek seni seveceğim… Şiirbaz 21. Mart. 1991

İŞTE BİR TEK BUNDAN KORKARIM

Resim
Ben bilirim karanlığın içinde güneşe hasret yaşamayı. Sevda şiirlerimle aydınlanır dünya Ateşten korkmaz bu Şiirbaz Yangınlara yalın ayak yürürüm Alevlere sarılmış yürek de ne ki Ben sevda ateşini içimde yaşatmışım Kapana yakalanmış saka kuşu olur çoğu zaman Bir martının ağzında dolanır dururum Leş yiyiciler tepemde dolanır Bir yıkılsam parçalarlar beni İşte bir tek bundan korkarım... ŞİİRBAZ 10.KASIM. 2010

SESSİZ BİR HÜLYA

Resim
SESSİZ BİR HÜLYA Bulanık gecelerde bir sergüzeşt Islak dudaklarında bir nağme. Başa sarıp sarıp kuruttu tüm satırları Elinde sazı takılı kaldı gözlerime. Özenecek bir matem yalnızlığı Sadece grift bir bilmeceydi içimde. Yol yürütmüyor sanki sabırsızlığı Bitmeyen bir hikâyeydi düşlerimde. Acısı taze, bendeki bilinmezliğin arsızlığı Kilitlendi kaldı işte benliğime. Gel de unut bu ıssızlığı Ne çare bilenir ne derman yüreğime. Bir bakış değdi bu muydu kalp hırsızlığı Vermiyor geri lakin beni geri bedenime. Sessiz çığlıklarımın yankılandığı Issız bir tünel çizdim dertlerime. Uçurum kenarı gibi sevdasızlığı Bıçak sırtı bıraktım tebessümlerime. Yüzümden okunuyor hayatın kırışıklığı Her bir çizgisi derinden, serenişlerime. Kaldıramadı işte öyle bir vefasızlığı Son direnişiydi onca şikâyetime. Mühim değil artık; Son nefesimde karışıp gitti yüreğine..

AVUÇLADIM YILDIZLARI ( mahpushane notları )

Resim
Yıldızlarla dolu öyle bir geceydi Aklıma yine ilk sen geldin be dostum Yokluğunu, hasretini gönlümde duydum Sen yıldızları ne çok severdin dostum Senin için avuçladım gökyüzünden Bir bir ceplerime doldurdum… Herkes güneş resimleri çizerdi defterine Sen yıldızlarla oynardın dostum Yıldızlarla dolu geceye bakarken Aklıma yine sen geldin dostum Senin için avuçladım gökyüzünden Bir bir ceplerime doldurdum… Gece voltalarımda hep seni düşündüm Zira sen gündüz gördüğüm tek düşümdün Bir yıldız kayardı dilek tutardık seninle Sen haceri düşünürdün ben ayşeyle el ele Bütün yıldızları senin için topladım gökyüzünden Bir bir ceplerime doldurdum dostum… Şiirbaz 09. MAYIS. 1980

YASAKLI BAHÇENİN ELMASI ( sahipsiz mektuplar )

Resim
Sana şiir yazmak gelmiyor içimden Senin güzel gözlerini anlatmak Dudaklarını sayfa sayfa yazmak Kısaca seni yaratmak hiç Ama yinede seninle olmak Yağmur altında ıslanmak Çocukluk yapmak isterim Ama ne yazık ki çok zor Sen yasaklı bahçedeki elma Ve ben Yemesi yasaklı biriyim Sana bakarak geçiyor gecelerim Bilirsin Ben elmayı çok severim Belki bir gün Seni de yerim Ne dersin… ŞİİRBAZ 07. TEMMUZ.1997

VELİ USTAYA (mapushane notları)

Resim
Müebbet yemiş bir veli ustamız vardı Saçları ak elleri nasırlı Kimseyle oturmaz, kimseyle konuşmazdı Onun cezası susmaktı, konuşmamaktı Gardiyanlardan öğrendik, Karısını vurmuş Ve karısının dostunu. Tır şoförüymüş eskiden Karısı ve kızı Ayşe için yaşarmış Bir gün habersiz gitmiş evine Çocuğunu kapı önünde ağlar bulmuş Evde yabancı bir amca var demiş Ayşe kız Yıkılmış kahrolmuş Veli usta Anahtarıyla açmış Babadan kalma evin kapısını Sessizce yatak odasına yaklaşmış Çok sevdiği, saygı duyduğu karısı çıplakmış Ve aşığı da koynunda Kan beynine sıçramış Veli ustanın Av tüfeği iki kere patlamış Ve ortalık kan revan içinde. Bundanmış Veli ustanın suskunluğu Bunca yıldır susmuş Veli usta konuşmamış Ve yemin etmiş hiç konuşmayacakmış... Şiirbaz 05.Şubat.1986

TOPLUMDA TEMEL AFET KÜLTÜRÜ OLUŞURSA

Resim
Bazı kelimeler vardır duymak istemeyiz. Bizi rahatsız eder. Afet, deprem, savaş kelimeleri bunlardan bir kaç tanesidir. Hele neşeli, mutlu bir zamanımızda bu tür kelimeleri kullananlara kızarız, şimdi bu da nereden çıktı bu konuları kapatalım deriz. Ama beklemediğimiz bir anda afetlere maruz kalıp kendimizi, ailemizi veya çevremizi enkaz yığınları arasında bulabiliriz. Bir anda gündemimiz değişip hayallerimiz alt üst olabilir.        Enkaz yığınları arasında yavrusunun ‘anneciğim, babacığım ne olur canım çok yanıyor, beni kurtarın’  diye haykırışını duyduğu halde, elinden gözyaşından başka bir şey gelmeyen zavallı anneleri babaları görürüz. Soğukta katalitik soba ile çadırda çocuklarını üşütmemeye çalışan, bir tas sıcak çorba alabilmek için veya bir banyo yapabilmek için dakikalarca sıra bekleyen zavallı afetzedeleri görürüz. Enkaz yığınları arasında sahibini arayan kedileri, köpekleri görürüz. ‘Anne! Anne! ‘diye annesini ve sevdiği insanları ar...

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK

SEN VE BEN