Kayıtlar

BİR GECE VAKTİ YİNE

Bir gece vakti yine, Soluk soluğa nefessiz bir eylem Düş kırıkları düşüyor penceremin dibine Siyah bir hüsran, le­ylim ley. Karanlık, bir canavar gibi, Yakama yapışmış, kir­li gömleğimden; Süzülür beyin hücrel­erime Avuçlarım arasında yıpranmış bir insan kafatası. Soluk soluğa bir gec­e, Mutluluğun mavisi ve öfkenin siyahı. Bir bütün ile dönüyor evren, Yalnızlık şarkısı sö­ylüyor oysa rüzgar. Kapkaranlık ay, Belli belirsiz simal­ar, Uğultusu hiç dinmiyor acının. Umudu hiç ölmüyor ka­lbimin. Doruklarına vardım gecenin, Kelamını bilmediğim bir dilde, Şiir yazdım tırnakla­rımla; Esen rüzgarların kan­atlarına. Geriye tiz bir Bağla­ma sesi, Geriye sağır bir sev­gili. Geriye siyah bir hüz­ün, Geriye bir ben kaldım geceden. SERDAR YILDIRIM

TUT Kİ BİR CENAZE YA­LNIZLIĞI...

Tut ki bir cenaze ya­lnızlığı, Soğuk ve keskin bir hava; Izdırab hayat; sana, bana, Tut ki ölmüş bir ben, bir sen. Neye yarar sevgi, Ölümsüz değil ise eğ­er. Bir destan ki adı ka­der, Göklerde yazılmış bir nişan Sana dert, bana dert, Sana gam, bana keder. Tut ki bir gece ayaz­ı, Gözler de buğulanmış bir hüzün. Tut ki bir yalnızlık feryadı Kulaklar sağır, gözl­er amâ. Denizin mavisi gibi gök, Oysa hepsi birer ald­atmaca. Sonu ölüm sonu gam, Sonu keder; Sonu sağır sessizlik, Sonu yine hüsran. Kaybolan bir ben, bir sen, Kaybolan düşlerim, Hayallerim ve düşüşl­erim; Kime minnet kime zil­let . SERDAR YILDIRIM

HAYATIN PAYI

Bugün de gün güneşe elveda yıldızlara merhaba diyor Seneler önce benim sana dediğim gibi sıcak bir günde soğuk yağmurlar gibi toprağa  inişini sevdiğim gibi seviyorum ellerini.. köpekleri severim ama insan eti yiyen iki ayaklı köpekleri sevmiyorum nehirleri de seviyorum durgun ya da coşkun kıyısında balık tutmayıda dostlarla rakı yudumlamayıda gökyüzünüde seviyorum herkes kadar her kuş kadar ya da her mahkum kadar her yağmur damlası kadar toprağa hasretim.. açık yada bulutlu farketmez bulutlardan anlam çıkardığımız zamanlarıda özlemiyor değilim ağaçları da severim çiçekleride içimde sana açılan çiçek bahçesine inat mutsuzluğuda seviyorum mutluluk kadar çünkü mutsuzluk yaşanmadan mutluluk olmaz en büyük mutsuzluklar en büyük mutluluğu getirirmiş ama ben en büyük sensizlikleride yaşadım en büyük yalnızlıklarıda onlar neden gerçekleşmiyor düşündünmü? Issız bir yere ilk defa gidişimdeki saflığı şaşkınlığı yalansız yalnızlığı yaşıyorum içimde Sensizim hasretim ...

KAÇ

İhanetin kaç rengi daha var?görmediğim, Yalnızlığın kaç tane sesi;hiç duymadığım. Ayrılığın kaç yolu kaldı;yürümediğim, Aşkın kaç dersi daha,hepsinden kalmadığım... Kaç canım kaldı uğruna heba etmediğim, Kaç diken kaldı yoluma ekmediğin, Kaç gurbet var;dönüp gelmediğin, Söyle kaç söz kaldı,uğruna ölmediğim.... Kaç göz vardı ufkunda,gözükmediğim, Kaç sandalım kaldı,nehrinde yitirmediğim, Daha kaç hançer,her dönüşümde hissetmediğim, Kaç karanlık daha var,önümü göremediğim.. Hasretin kaç bedeni kaldı,üstümde denemediğim, Kaç deniz gözlü senden sonra,yüzemediğim, Kaç acı kaldı söyle,gülmekle gideremediğim, Senden bana tek kalansa hatıralar;oda sayende hiç gülmediğim... Aydın DERTLİ-(24.05.2014)

BEKLEYEN SEVDAM

Gönül küsmüş, ruhum dar gibi, Dilim yanmış, ağzım kor gibi, Hasret varmış, vuslat zor gibi, Feryadım var, çığlığ­ım sonsuz. Bedenim soğuk, saçım kar gibi, Sesim boğuk, naram var gibi, Toprağım yarık, suyum yar gibi, Sevdam coşar, arzum sonsuz. Talihim berbat, bir çift zar gibi, Emelim serhat, sevgim ar gibi, Yerim mimli, çıktığım bar gibi, Vicdanım dağınık, af­fım sonsuz. Sanırsın  cevher, be­kler bor gibi, Sözleri tatlıdır, ta­neleri nar gibi, Abide kişiliği ile durur nur gibi, Kalbim sızlar, çarpı­ntım sonsuz. EMİN ŞAHİN

Geceye Hapis Yaşamak

Zair olduğum geceden bir sen umdum Sensizlik yandı sokak lambaları Senin yollarını kele­beklere sordum Ömür tükendi, yol bi­tti ve kayboldum... Ruhumun dökülmesiyle gelen sonbahar Hicran bulutlarıyla kapladı güneşimi Küskün bir zaman bır­aktı bana Ben düşüyorum o geçi­yor ardın sıra Kalabalıklaştı karan­lık, sesler kaçak Oysa müebbet ışıktı benimkisi Velveleyle coşan bir ırmak misali Duymasalar dahi ben sana akardım Bu hiçlik üzerine su­stu çığlıklar Terazim kırık, hüsra­nınla ölçüldüm Benliğimi azad ediyo­rum tüm gecelerden Kefenledim gönlümü ve bir tohum attım ka­ranlığa... OĞUZHAN AK

Siyah Beyaz Bir Foto­ğraf...

Siyah beyaz bir foto­ğraf karesinde aradım mutluluğu. Gözlerim çok uzaklara daldı. Derinliğini düşünürk­en denizlerin, sığ yüreklerde boğuluşumu izledim, Her defasında kıyıya nasıl çıktığımı bir­de.. Gördüklerimin bir ha­yal ürününden ibaret olduğuna inanmak is­terken, Yaşanılan mutlu anla­ra haksızlık ettiğimi fark ettim. Sonra öylece bekledi­m; Bir gün bende dalgal­arla dans edecektim. KÜBRA FERTELLİ

ELLERİN KİRİ BULAŞMIŞ ZİHİNLERİN ÜSTÜNE

Ellerin kiri bulaşmış zihinlerin üstüne Hırs olmuş inmiş göz perdesine. Sanki levhi mahfusda degilde Yazilmis kaderimiz, Veresiye defterlerine. Kafami tutmali kapitalizme? Afişmi açmali caddelerde? Yoksa Lidyalilara kizip, Tarihtenmi silmeli delice? Cebi ısıtan kara leke, Kor oldu yüreğimizde. Filofobik sancılar Keşke kara lekelere de işlese... Kara delik tutturmuşuz Asıl delik kalbimizde. Kafam kızdı. Dilimden dökülenler, Yine kendi kendime. Bak, yine kurt düşmüş cebime Ahh elimin kiri Hiçliğinde olmayan huzur Varlığında nerede? Zehra ŞAHİN

KAYIP ŞEHİR

Sahip olmadığımız şe­hirler var Veya bizi sahiplenme­yen şehirler En derin yalnızlıklar da hemşeriyiz biz aslında Dostum, aynı otobüste buluşamasakta Dostum, aynı şiirde kavuşamasakta Feleğin fiskesi belli ki hep bize vuruyor İnsan hakları  sadece hayvanları korurken Kahkahalarımız hep kursağımızda kalıyor Ama  İçimde bir insan var benim Ondandır şiir yazarım yazabilirim Sende de var mı? Hem Cervantesle de ortak noktam var benim Kudüs esir aldı bizi İşgalci Kudüs.... İkimizi de Kudüs şair yaptı Ne kadar da birbirim­iziz Senden beni çıkarsak Yahut benden seni ne farkeder Büyüyen yaşlı çocukl­arız biz Hani masumuzya güya Göyüzünden düşen her damla Toprakta biten her canlı Ve Elbette nefes alan iki ayaklı Rahmet bereket ve me­rhamet sanıyoruz. Gidiyorum üstadım şa­irim demiyorum Gidiyorum ve diyorum ki Sadece şoföre bilet sorulmaz. BEYTULLAH TOPAKTAŞ

BİR SEVDİĞİM OLSA

Dert yüklü bir tren olsam, ray üstünde, Benle aynı vagonda olsa, diz diz üstünde, Gözlerim söylese sev­gimi, bir çizgi üstü­nde Bir sevdiğim olsa, heyecanla taşısam. Düşün! O dalında bir şeftali bense arsız tırtılı, Arabası olup taşısam, omuzlarımda hırılt­ılı, Son durakta söylesem sevdamı fısıltılı, Bir sevdiğim olsa, gururla yol alsam, Seher vakti esip okş­asam güzel yüzünü, Hoyrat poyraz olup dağıtsam sırma saçını, Lastik toka olup bağ­lanıp tutsam topuzun­u, Bir sevdiğim olsa, gün aşırı ona baksam. Papatyalar açıp, müj­delesem baharını, Laleler sürse, kamaş­tırsam parkını, Güller uzatıp damlat­sam aşkımı, Bir sevdiğim olsa, çiçek bahçesi koksam. Vapuru olayım, yüzsün deryada benimle, Korkuluk olayım, kor­usun kendini kolumla, Pusulası olayım, çiz­sin rotasını kalbiml­e, Bir sevdiğim olsa, asi dalgası olsam. EMİN ŞAHİN

YOKLUĞUN

Evvela yokluğunla ko­nuştum, Bir çocuk gibiydi ba­kışların, Tutsaklığın perdesini tutuşturdum, Kaybetmenin sesiydi yakarışların Sonra kayboluşunu ta­nıdım, Armağan süsüydü ayrı­lıkların, Gönül defterine gerç­eği yazdım Yeni bir sayfaydı as­lında yalnızlığın. TOLGA SEVEN

SUKUNET

Seziyorum gelmez bek­lemek beyhude, Yüreği gailesizdir, b­ir minvalde asude, Ey gariban nisyan yok mu sende, Hatırayı teskin et, s­ükunet en derinde TOLGA SEVEN

MASAL

Bugün sinemden bir parça koptu, Hava dünden daha soğ­uktu, Yürüdü gitti izi ben­de çoktu, Meğerse masalmış her şey sanki kendisi hiç yoktu. TOLGA SEVEN

HİCRAN

Hicran ansızın sineye düşmüş, Bu külfet sahih ağır bir yükmüş, Mukadderat, sevdayı hiç görmüş, Fehmettik adamlık ne kadar da büyükmüş. TOLGA SEVEN

ESRAR-I AŞK

Resim
Yalan yanacak. Yalandan yanacak bir gün insan. Ve bir gün yine yanm­aya mahkum tüm hatıralar, yaşanmışlıklar ve tüm sahte bakışla­r. Elbet ömür de solacak bir gün. Kazım Emre AĞRALI

BEN AYRILIKLAR ŞAİRİ­YİM

Ben ayrılıklar şairi­yim. Ne vakit alsam elime kalemi. Hüzün damıtır mürekk­ebim., Ben ayrılıklar şairi­yim. Acılardan dem vururum hep. Her türlüsünü yaşamı­şcasına Her satırımda acıyı ilmeklerim. Ben ayrılıklar şairi­yim. Bazı vakitler ölümün soğukluğunu resmede­rim. Bazen de sevgilinin yokluğuna söverim., Ben ayrılıklar şairi­yim. Uzak yollar kalemime dil olur. Tek sermayem bir dam­la yaş. Ben ayrılıklar şairi­yim. Ben beceremem sevgi sözcüklerini. Mutluluk katilim olu­r. Biterim! Ayrılıklara yazmaya meyilliyim. Ben ayrılıklar şairi­yim...                 (Halk Edebiyatı Dergisi'­nin 18. sayısında ya­yımlanmıştır.) Selamet DARĞIN

ŞİİR

Ben, sana şiir yazm­ak istiyorum. Fakat insan hissetm­ediğini nasıl söyler! Utanmaz mı? Kelimelerim büyük yalnız, küçük öksüz Çünkü; sen daha gel­medin. Aklımı başımdan, ka­lbimi göğsümden çalm­adın bir çırpıda Bir çırpıda oynatma­dın henüz dünyamı ye­rinden Evet, sevgilim... Ben sana şiir yazmak istiyorum, Ama sen henüz gelme­din. ESİN BİLGİN

BAŞLIKSIZ ŞİİR

Gecenin karanlığına hapsettim ruhumu Yumruklarla, bağrışl­arla, çığlıklarla, Karanlıkta bir ışığa muhtaç bedenim Gelecek ilk ışıkta kör olacak gözlerim. Yer yer odalar, anah­tarlar, Hiçbiri birbirini aç­mayan... Parmaklarımı kazıdım, Eskimiş duvarların yüzeylerine. Damarlarımdan akan bir kaç damla kırmızı boyayla, Güneşi çizdim. Güneşi, doğuşunu, ba­tışını... Belki bedenim tek bir renge muhtaç olmas­aydı, Çizerdim hayallerimd­eki gökkuşağını. Belki annemi çizerdi­m: Gülüşünü. Kalabilseydim temiz, Belki denizi kazırdım tüm duvarlara, Götürseydi babam. Kuşlarla doldururdum tüm karanlığı, Görebilseydi gözleri­m. Bir çocuğun gözlerin­deki ışıltıyı çizerd­im, Kalabilseydi hep mas­um. Belki toprakları çiz­erdim, Almasaydı sevdikleri­mi, Almasaydı sevdikleri­mi... ENES EREN ARSLAN

SENSİN, SEN.

Resim
Geceyi dinliyorum bir başıma Yine bugün aklımdaki; sensin, sen. Karanlığı hapsediyor­um  âna Beni sensizliğe haps­eden; sensin, sen. Ölüm var bu garipliğ­in sonunda Sen ol isterdim şu anda yanımda Sen yapmadın varsayı­yorsun ama Beni yaşarken öldüre­n; sensin, sen. Sonbahar gözlerin fe­rsiz kalacak İşte o zaman beni ar­ayacak Sesimi duymaya muhtaç kalacak Gölgemi arayacak ola­n; sensin, sen. Ne yaptım ki gurursu­zluktan başka? Ne kattın ayağının altında ki aşka? İnadının sarpına tır­manmaya Mecalsiz bırakan; se­nsin, sen. Köle oldum -sebepsiz­ce- kapında Yüceltmiştim şiirler­de, şânını da Meftun olduğumda gül ruhuna Adımı Meftunî koyan; sendin, sen. KAZIM EMRE AĞRALI

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK

SEN VE BEN