Kayıtlar

AĞLAMAZ ÇOCUK

Resim
Bizim mahallede oğlunu seven tüm babalar bisiklet alırdı. Bisikleti olmayan diğer çocuklar gibi ben de mahalleki bisiklete binme sırasında beklerdim. Sıra bazen gelmezdi ama biz sevilmek için hep bahaneler arardık.   Beklediğim sıranın hiç bitmeyeceğini öğrendiğimde babasının aldığı bisikleti süren çocukların düşmesi için içimden gizlice beddualar ettim. Babaların yaşadıkça kanayan bir yara olduğunu o zamanlar anladım.  Sonra bisikletinden düşen her çocuk için bir kere daha yargıladım kendimi. Kanayan her dizin, dökülen her gözyaşının suçlusu oldum.     Babamın işten gelişini cam önünde beklediğim akşamlar ne uzun akşamlardı. Babam yorgunsa kaşları biraz daha çatık olurdu. En çok korktuğum, iki kaşının arasındaki rengini çözemediğim ince uzun çizgisiydi. Kapıyı açtığımda iki kaşının arasındaki o çizgiyi görünce  içime bir karanlık çökerdi. Hava kararır, bulutlar toplanır; sevmediğim yağmurlar yağacak gibi olurdu. Ceketini omuzundan...

Vakti Seher

Resim
   Uyanık kalma şansı ya da uykusuz kalma diyelim.. işte böyle anları yakaladığımı sandığım o vakitlerde adeta yaşama sevinci gelir, yeniden doğarım.. Gündüz çok kötü her şey çok kötü diyen kız gider yerine çok güzel her şey çok güzel diyen bi kız geliverir. Kafası yıldızlarda yürüyen.. kuşların cıvıltısıyla kainatın sessizliğiyle mest olan.. gecenin örtüsünde herkesler uyurken.. uyanık kalmanın sevinci.. Evet uykusuzum ama herşey çok güzel.. Yol, gökyüzü, ağaçlar, kuşlar... Ayaklarım yere basmaz olur.. bence böyle böyle erilir bu vakitlerde.. ikindi vaktinden bile güzeldir çünkü.. sadece güzel.. kuşların börtü böceğin ve sessizliğin senfonisi.. Yabancı değil damarlarında akan kan da aynı melodiyi mırıldanıyor. Bu ahenkli sessizlik cümbüşü... Bu huduyla huşunun, secdeyle alnın, kalple dilin buluşması...      Bu karanlığın içindeki sesler ve sessizlik.. insanın içindekiyle aynı.. sesli zikrin sessiz zikrin aynı anda yapıldığı ve duyulduğu... Ölümden korkan bab...

PEK DUYUM

Resim
Eskiden susmazdım hiç Şimdi konuşmam pek Eskiden dinlerdim çok Şimdi dinlemem pek Eskiden herkesi severdim karşılıksız Şimdi sevmem pek Eskiden yazardım İçimde ne var ne yok Şimdi pek yazmam yok Eskiden koşardım her yere her yere Şimdi de koşmam pek -Eskiden bilmediğim şey de yoktu Şimdi pek bilmem -Eskiden yoktu bilmediğim şey... Şimdi de pek bilmem -Eskiden bildiğimi sanırdım Şimdi de pek bilmediğimi Çünkü susmazdım hiç! eskiden şimdi de konuşmam pek... Okurdum eskiden On kere belki Şimdi okumam Pek Dinlerim tek... BÜŞRA YÜZLÜ 15 Kasım 2019

Altın Oran

Resim
Ömrümün delhizinde saniyeleri kaza kaza bulduğum Yolumsun Seni bulana kadar Çok zaman kaybettiğim Huzurumsun Yüreğimdeki delik soyadına Yüreğim Adına Adaş oldu Raylarda uçuşan yapraklar gibi Hışırtılı ve narin Ellerimiz mavi sular gibi Soğuk Önceleri ararken seni bu yollarda çocuk Delhizin toprağında iki o adında Çook Göçük oldu.. Yüreğime "O" sevgiler Küçük oldu. ... Özlemim Her saniye giden önümden Bin yıllık yol gibi görünse de Yeni bitti sanki diyeceğim Kollarımı boynuna doladığım vakit kollarımı boynuna doladığım vakit .. Korkuyorum Dolacak Ve yol Hiç Bitmemiş olacak! BÜŞRA YÜZLÜ 16.12.2018

ZÜMRÜDÜANKA

Zifiri karanlık penceremin manzarası Herkese kilitli kapılarım. Kalın duvarlar ördüm, çıkamıyorum. Yıkarsam, yıkılırım. Biliyorum Yok olurum ummanlarda ... Sarmazsa beni şefkatin, Olmazsan güven çınarım, Alsan kalbimi yinede ben, kalpsiz yaşarım. Bu ara yüküm fazla, urganım ağır. Bileklerim yara, gönlüm sağır. Gözyaşı yanakta, git diyor umutlarım. Kanarsam yanarım. Tebessümün su olsa ... Belki küllerimden doğarım. S.C. 19 MART 2020 01.22 EV

YAZIK

Anlamaz olduğumdan mı lisanını çözememem ? Bin bir parçaya bölünmüş, her hançerde başka alem Sorma, kalsın cevaplar sır bende Bu defa yağmur takılmayacak uzun kirpiklerime. Gittiğin mezara karanfiller ektim. Kelamımı kırdın, üzgünüm... Affedemedim Özgür kuşun kanatları çırpsa uçacak pencereden Gidenler geri gelmiyor demişler acep neden ? Aldırmaz oldu gönül, suç-i lisan edene Semii etmiyor kulağım, kifayetsiz kurulan her kelime Bin bir parça hayatımı savurmuşlar dört bir yana Kayıpları toplasam eksik yap-bozda tam bin parça Ham olunca da tam olunmuyormuş, yazık değil mi bana ? S.C. 01.29 EV 30 Mart 2020

İCAZET

Resim
Gece yine o eski geceler gibiydi Sessiz ışıklar yanıp sönüyordu Evet yine sesim çıkmıyordu ! Uzaktan bir müzik sesi beliriyordu Karanlığa icazet alıyordu derinden Tükenmek bilmeyen kadehler var Mavileri ararken karanlığa büründük Nasıldı bu günler ? Yarı hapis yarı özgürlük...            Çağatay KILIÇ 07.04.2020                       Saat:01:30 Arsuz/HATAY

Aşk Badesi

Resim
Içtim kan gibi badeyi Umdum dindirmeyi Aşk denen o amansız nesneyi Ama ne göreyim Bırak dindirmeyi Nasıl da becerdi Cenneti cehennem etmeyi Yıllar yılı aradım Senin aşkını bulamadım Perdeleri aşka araladım Nice kalpler yaraladım Senden gayrısını ne ettiysem De bulamadım Defterleri taradim Içinde "sen" geçen kelimeleri Karaladım Bu aşk ile şiirleri bile yaraladım Senden gayrısını bulamadim Gül bahçesindeki diken Farzet ta kökünden yakar ya canı Öyle yaraladı senin askin da Bu biçare garibani Anladım ki damarından sızım sızım akan Kana bile aşık olmakmış aşk

NİSAN YAĞMURU

Resim
Seni görüyorum Odamın buğulu camında Hayal bir resim gibi Balkonda sabahladığım geceleri Yağmur damlaları çarpıyor yüzüme Senin kadar temiz olmak için yıkanıyorum Nisan yağmurlarında… HASAN AKBAL

B-III

Resim
Bir yıldız daha koyuldu rütbeme onsekizimde Gençtim artık remi belgelerde de Ne kadar yaşlanmış hissetsemde Çıkmamıştı bedenimden ruhum Zorlaştıkça hayat daha da sertleşti kabuğun Anladım hep zamansız olurmuş gitmeler Ölen ölür ,kalanı ıslatırmış dizeler Damla damla gözyaşları imzalarken şiiri Beni saran bir kaygıydı gelecek,muamma Hayallerim ,umutlarım,incinmişliklerim,incittiklerim Gençtim,olsun istiyordum hızlıca duam sandıklarım Sabrı öğretti önce bana yıllar Köksal Demir

B-II

Resim
Yaramaz kelimesinin hakkını veriyordum;çocuktum Çoktur betonda dizimi yaraladığı Top oynamak uğruna O zamanlar tek kadın vardı hayatımda Ve onun dudaklarındaydı şifa "Anne!" diye seslenirdim her yaralanışımda İsterdim her gördüğümü,çocuktum Ama galip gelirdi her defasında Babamın "bakarız"ları benim arsızlığıma Kıskandım olabildiğince kardeşimi,çocuktum Aslında sevgi yok olmazmış paylaşınca ,bilmeden Sonra kendimi buldum yaşama ararken neden Takvimler bir bir yaprak dökerken Köksal Demir

B-I

Resim
Anlamadım ilkin nerede olduğumu Üç gün , beş hafta ,altı ay Ve nihayet doldurdum bir yılımı Mutlu görünüyordu herkes Atarken ben ilk adımı Birbiri ardına sıralandı dakika,gün,ay Yıllarca sayıkladılar adımı Bebek oldu rolüm önce Yaşadım nedir bilmeden yaşamak Birkaç kez uyudum uyandım Bu kadardı çocukluğa terfi olmak Yavaş yavaş başlıyordu hayatı algılamak Ayıp,günah ve haramla tanışmak Köksal Demir

KAPALI HUYLAR SÜRÜLERİ

Resim
Tenhada yanık ekmek yediklerini kusarak Ağaran güne uykusunu sürüyor, her sabah Bakma kaybeden derelerin tozuna paslarla Derin yaralara su dökerek, bir de ölüm ekliyor Utanmadan, konuşuyor... İnsan, amacı imana dudak dayayıp Kalbi ile hâline zikir sızdırması elzem, Su tertemiz diye yıkanmadan evvel... Günahın noktalarına bel veriyor bir eziyet Kocaman oluyor haykırmak nafile sonra. Medeni yularını çorbaya bandırıyor Kurtlar arasında kutlama düzenini Vicdanının elinden alarak gururla Namussuzluk ve haysiyetsizlikle Gayba sürgün ediyor... Uğurlar ola! ‘Tan kızıl kan içinde o yalnız ağlayarak Hürriyete masum sunmuş, namus oluyor. Tarifsiz duygular ay ışığında uyumuş Kudretini zevkinden istiyor, bir kadeh daha... Dahası var: Karşı karşıya yaka pembe Vuslat hezeyan içinde muhalif tıynetle, Olmuş oluyor sonra, sonra ağır kokuyor. Sevdiğim ile sevgilim kaçak, düş gerçek Ya ölüm bir sonsuz ama dil eskimiş artık Cüret etmek cesaretle ...

Zülali lırlamak

Belli ki lırlamışım dostumu Siz efendiler dağında kaybettiniz akşamüstü Titanyum ektiler koltukaltıma gözlerimden Artık terlemiyorum tuz gibi ellerimden Evlerin bal konunda ballara konan kirpiler Kömürlükte yıkanan örümcek yavruları Zaten ben Belli ki lırlamışım hayatı Barlayı kıldım özlediğim çınarın arkasında Ve ayrılıyoruz cama yapışmış tozun renginden Süzülüyoruz kirli kirli bir yağmur türküsünden.. - beni tanıyamamakla mesut oldunuz. Havaalanı, tren alanı, karaalanı başka Alan alanı veren vereni satan satanı aşka -Tahtalarda aşınan cila gibi kazınıyoruz fikirlerimiz düştükçe cüzzamlı resimlere, fırlayacak ok olduk yaydan geriliyoruz gerilemekten yayları eskittik ok hedefe varmadan kopturacak yayları ben bilmezdim böylesine kara dolunayları -Afedersiniz, öldürüyorsunuz kelimeleri. Meramım sokak lambalarına taş atıp sadece karanlığı yaşamaktı belki de Her sabah gözüme perdeler indirip geceleyin uyanmaktı bir müezzin sesiyle Belki de dolanmaktı tırla...

Bitlis de Beşmi Nare

Günaydın akşamından yorgun karaşamından hüzün gibi tatlı telaşa bırakan               burun uçlarına kırmızılık    Ve elleri buz çölünde kaynatan Sabaha!                                       Gidemedi ki sesi bir gideme d'ismi iki git! Sen artık uç dudaklarımdan dökülür dökülmez fil perisi merdivenle çıktım aklın yerine...    -Arapçada yoktur ü sesi!     Afrikada bir aslan kükremeyi unutunca tüm renkler zenci kalırmış  kimse kalır yapamamış zenciler ceylan olmuşsa da böcek senciler seni bırakamamış bencilerse ben satımında yükselerek seri üretime geçmiş miş miş     -miş li geçmemiş  zaman... Küçük bir çocuk var yeşil güzeli. Bakışlarında serinlik  eriyor sesinde tedirginlik... geziyor  onda bütün alametler geliyor yine sinsi sinsi belametler   yeşil ve güz...

Sen

Ben gamlı hayatın deminde Bir garip aşk derdinde Demlendikçe sen oluyorum Bir kitap okuyorum Yaprak yaprak sen kokuyorum Anlayacaksın son sayfaya gelince Şiirlerimi oku aklına gelince Aşk bulacaksın her dizede Zaman önemli değil Ister gündüz oku ister gece Bir bulut oluyorum Gökyüzünde ruzgarlarla sevişiyor Seviştikçe damlalarca bölünüyor Gökyüzüne yağıyorum Yağdıkça sen oluyorum Toprak kokusuna karışan gülüşlerini Armağan ettiğim gokyuzuyle birlesiyor Hayallerime sarılıyor Bogulurcasina nefessiz bırakılıyorum Gülüşlerini sessizliğime katik ediyor Toprak kadar sen oluyorum

YARALARIMDAN KANIYORUM

Sessizliğin içimde bi çığlık olup Büyüdükçe büyüyor... Oysa uzun boylu sevmiştim  seni ben Şimdi bu uzun bekleyişler niye Kirpiğinde bir inci tanesisin sabahların Özlemlerini asıyorum ruhuma En yalın haliyle yokluğun sarıyor beni Nicedir geçmiyor sokağımdan Sükut-u hayalin. Bıçak sırtı sensizliğe Dayanıyorum... Yaralarımdan kanıyorum yeniden Gülüşlerin matemi yankılanıyor duvarlarda . Şimdi gecenin arazındayım Sessiz Ve Sensizliğin ortasında Tuğba KAN .

SANKİ

Resim
Sanki bir büyük şehri arşınlıyor gibiyim. Bundandır yorgunluğum, durgunluğum bir nebze. Dünyada nazar ettiğim her yeri, beynime nakşetmek için tekrar tekrar dönüp bakıyorum. Bakıp hafızama kazıyorum. Sonra geriye istemsiz bir dönüş yapıyorum. "Ah!" diyorum. Geçici olana bağlanmak boşa, "kalıcı" değiller ki. Namluyu görüp kaçmak mı yoksa "batıp gidenlerin" gölgesine tutunup aslolana varmak mı? Düşünürken gözlerimi maviliklere, ellerimi kelimelere sürüyorum. Gökyüzü bir aydınlık bir karanlık, Deniz bir durgun bir dalgalı, Fikrim bir sakin bir karışık… Dünyada küçük bir şehri arşınlıyor gibiyim. Sanki....

YAŞAMA TUTKUSU

Resim
Önce bir ateş, bir alev can özüm. Her şey usul usul yağan yağmur, Her yer altında oturduğumuz söğüt serinliği Temiz bir kağıtta dans eden mısra Her şey aşka bir çağrı, Her şey bahar dallarında hayat bulan bir çiçek Önce bir ateş, bir alev can özüm. Önce her şey sol yanımda bir şiir. Sonra perişan yalnızlıklar can özüm, Puslu gerçeklerin ucuna asılmış Şüpheli ölümler gönül saraylarında. Her şey sır olmuş sevgilerle örülü Yabancı kapıları çalan el, Her yer katar katar turnaların, Terk ettiği yıkılan kaleler. Sonra aniden çıkan rüzgâr gördüm can özüm. Sonra yeri göğü yırtan martı çığlıkları… Önce bir fırtına, bir karanlık can özüm. Kopkoyu sis içinde kaybolan yollar. Islak şarkılarda demlenen yıllar. Her şey bir ağıt havasında eğri büğrü, Kör, topal… Her şey iliklerime işleyen yalnızlık Ve her yer hikâyenin en acıklı yerinden Damla damla sızan kan. Önce uğursuz bir hüzün çöktü can özüm. Önce her şey bir baykuşun pençesinde...

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK

SEN VE BEN