Kayıtlar

ACI

Ömrün yarısı geçmişti belki de. Anlayamadım. Ömür nasıl biterdi? Ölmeden bilemeyeceğim asla. Dünya’da bir acımasızlık vardı. İnsanlar yolda yürürken birbirlerine nefretle bakmaya başladılar. “Sevgi” kelimesi eski şiirlerde, sararmış kağıtlarda bir ad olarak kaldı. Hassas kalpleri olan insanlar da vardı. Yaşamak ağır gelmeye başladı onlara. Kendi doğrularını sorgulamaya başladılar yanlış insanlar için. Yanlış insanlar kendi yanlışlarını bırakıp yazım kılavuzlarında doğru kelimeleri aradılar. Sert rüzgarlar esmeye başladı. Hiçbirisinin mutluluk getireceği garantisi yoktu. Kaybedilmiş fırsatları en önemlisi kaybedilmiş aşkları insanın yüzüne vurmaktan başka bir şey yapmadılar. İnsana acısı bu kadar çok hatırlatılmalı mıydı? Belki hatırlatılmalıydı belki de hatırlatılmamalıydı. Kaybettiğin insanları en çok duvarlara baktığında hatırlarsın belki de. Duvarlarda akisleri belirir. Karanlık çökünce bir mum yakarsın ya ufak bir aydınlık belirir. Ufak bir aydınlık seni zifiri bir karanlıktan kur...

BEN GİDERKEN

    Ben gitmeye mecbur bırakıldığımda boyu büyük ruhu çocuk bir kızdım. Otobüsün camlarından dışarı baktığımda ağaçların dallarında kuş yuvaları vardı. O ıssız yolun kenarında kuş yuvaları vardı ve ben o zaman anladım, bunca ıssızlığa rağmen kuşların ne kadar şanslı olduğunu… Ben giderken sırtımdaki çantanın ağırlığından mı yoksa kalbimdeki yükün ağırlığından mı ezildiğimi anlayamamıştım. Büyümek, çocuk ruhlara acı veriyordu. Ben gittiğimde kaldığım odaların tavanında yalnızlığımı izledim. Yıllardır sustuklarım, ilk platonik aşkım ve ona itiraf edemeyişim, “seviyorum” demenin ayıp sayıldığı günler benim yalnızlığıma eşlik etti. Yalnızlığım, yalnız kalmadı bundan sonra. Zaman geçti geçmesine, ben ne zaman büyüdüm anlayamadım. Giderken küçücüktüm oysa. Döndüğümde ise iki farklı insan vardı ve ben hangisini seveceğimi anlayamadım.   Ben giderken çok sert bir rüzgâr esti. Öyle bir esti ki beni oradan oraya savurdu. Sert bir şekilde yere çarptım, ayaklarım, ellerim, koll...
Gün doğumu  gibi ufukların Ardından   süzülüyorsa güneş Gün batıp  yüreğini Dirhem dirhem kanattigi içindir Eğer sabah masmavi göğü  görüyorsa Umut tutan ellerimde Bil ki gece karanlığını Ciğerlerime  nefes nefes çektiğim içindir Ne gecenin hüznü Ne güneşin  umudu Yalniz bir  bakışı  içindir Bu caba  bilhassa yaren içindir

BEN

Ben; karanlık sokakların adamı. Ben; kırılmış kalemlerin sırdaşı. Ben; dinlenmez türkülerin gardaşı. Ben; derdi dağ gibi sabır taşıyım. Ben; sokak lambalarının sızmışı. Ben; kurulan cümlelerin kızmışı. Ben; unutulmuşlukların yoldaşı. Ben; yorgun insanlıkların başıyım. Ben; sürülmüş suçsuzların kuralı. Ben; bozulmuş saatlerin duranı. Ben; özüne dalanların abdalı. Ben; kaybettiğin sevdanın yazarıyım. TAHİR GÜNAYDIN 

TUTSAĞIM SANA

Sen ile başlıyor bütün cümlelerim. Seni anlatıyor tüm hecelerim. Sensiz yaşanmıyor gecelerim. Tutsağım sana tüm varlığımla. Uçan kuşlara seni anlatıyorum. Açan çiçeklere seni söyletiyorum. Her gece yıldızlara seni dinletiyorum. Tutsağım sana tüm varlığımla. Bir hikaye yazıyorum senin adına. Dünyada tanıdığım en güzel kadına. Seni seviyorum, hastayım inadına. Tutsağım sana tüm varlığımla. Tahir Günaydın

Bakışların değdi bana

Değdi yüreğime gözlerin Ilık bir bahar gecesinde Akşamın kızıllığı sararken ufku Gönlüm bakışlarınla boyandı Yorgunum Dizlerim bitap ,umudum sönmeye meyilli Kurumuş dudaklarım Bir damla suya muhtaç Sanki çöldeyim Güneş tepemde ,ecel gibi Tenimde boşanan ter Damla damla parcalarken Bir derya gibi bakışların değdi bana Gökten vuslat yağardı Her damlası sen olup değdi bana Ab ı hayat buldum gibi Yeşerdi bağımda gülüm Sen geldin bakışınla Yaşlarım sana akar oldu Gözlerimde hayalin Yüreğimde bakışın Senki gökte süreyyam Yerde asudem Sana büründüm Sana yürüdüm Sevgili bakışlarında Saklı cenneti Irak etme bana Gel yaslan göğsüme Çölüme yağmur olduğun gibi Denizime dalga Bakışın değsin yine bana Yüreğime cenneti veren ..

ÖZLEMDE SÖZ MÜ

Resim
Sustum tükendi Umudum Susadım kurudu Yüreğim Ne diyeyim Yüreğimi Dilimi Susturan Dile gelsin Dinleyeyim Coşsun yüreğim Ne diyeyim ki Kanıyorsun içimde Özlem de söz mü Çağıl çağıl kanıyorsun SİBEL KARAGÖZ

SAATLER ALTI BUÇUĞU VURURKEN

Resim
Ne vardı bu saatler de cana dokunan Dokundukça kilometrelerce yalnızlığı Tutup kucağıma indiren Ne vardı Bu saatler de Gecenin ilk vuruşu Yeni günün dokunuşu Ne varsa Yaranın kalbi de o saatlerde Başlıyordu tik tak  atmaya Her atış sona vuruş Ölüm gibi bir duruş Yara da Kalbi de Sağ Ayaklanmış volta atıyor Kapı duvar Cam çerçeve Gözümün değdiği her yerde Tutamam Taşıyamam Gözden düşer Sevdanın gölgesiz cüssesi Her gece Her gece Yaramın sahibi Ömrümün yarısı Yarım yamalak uykuları  Yamaladım soluma Bir günü daha Umuda  Sevgiye Uyandırırken Neşeyi Nisan'a giydirdim Saatler altı buçuğu vururken Sibel Karagöz

SÖZÜN BOYNUNDA İP SALLANIR

Resim
Sevdasına uzak bir şair Bazen kanatsız bir yüreğe Sahip olamıyorum Bazen Açıyor kanatlarını Çırpıyor öfkeyle Ciğerim kanıyor Her kanat vuruşunda İçim içime sığmıyor Söz dilime dolanıyor Yutamıyorum Konuşmak istiyorum Kelimeler Takılıyor Kursağıma Tek tek Sözün boynuna İlmek atıyorum Bir bir asıyorum Söyleyemediğim Dökemediğim Sözler ordusu Ciğerimde kanıyor Feryat figan Kulağımın davetsiz misafirleri Duyuyor El veremiyorum Dudaklarım kontrolsüz İsyana bayrak açmışlar Kımıldıyor Sürekli titreşimde Kırışık gömlek gibiyim Sözü assam Sevdasına kurban olur Ses versem Ütülü moda defilelerinde Boy gösterir Ama ben de Cesaret yok Yenilir yutulur da değil Söz uçamaz yuvarlanır Sözün boynunda ip sallanır Uzak sevdasına uzak bir şair Sözün boynuna sarılıp İpi çekmesi s'ona noktadır Altı çizgili nokta Sibel Karagöz

HAYALİ HÂL

Resim
Alnıma dökülen kâkülümle, Bir ömürlük sevda benim halim. Ufka diktikçe gözlerimi, Nasılsın deyişini duyarım... Şimal-ini bildikçe, hayalim... Kahve gözlerin bir yudum. Uykuya kanarım, her gece; Sözüme yok ki sükut, mutluluk bende... Kızıl bir gün durur raflarda tozlu, Başın omzumda, akşam oldu. Bir yudum kahve gözlerin, Yılları saymadım, ömürlük dedim. Mehtabı özlemişim, yıllar yılı... Dokununca gece; gün gibi. Firara rastlamaz, suspus olmuştum, Çatık kaşlarım ilk defa ''gülüyor'' buldum. Hayalen hatırlarım, bela-ı gaalüü; Şükretmek düşer, Hamdüsena-ü... Şimdi bir nefes gibi, içtim de ömürden... Ömrüme ömür kattım seni sevdiğimden. HASAN AKBAL

BEN BEN OLMUŞUM

Resim
Kozlu’ da doğmuşum Saymayı öğrenmişim, sünnet olmuşum Babamın dediği gibi yani, Bende adam olmuşum. Koynuma alıp yeni pabuçlarımı, Rüyalara dalmışım. Pamuk prensesle uyumuşum. Tahta üstüne tahtalar koyup, Büyükçe kaleler kurmuşum. Bir bardak süt için ağlamışım. Anamın masa örtülerini çalıp, Karların üstünde kaymışım. Örtü yırtıldı diye beşkardeşle tanışmışım. Sokak aralarında uçurtma uçurmuşum, Kuyruğuna sevdalarımı takmışım. Kedi, tavuk kovalamışım, Duvarlara çişimi yapmışım. Çelik çomak oynamışım. Saklambaç oynamışım da, Kadere ebelenmişim. İçmediğim halde, İçenlere izmarit toplamışım. Kahvehanelere girip, Gazoz kapaklarıyla ceplerimi doldurmuşum. Bir kapak için kafaları yarmışım. Sonra büyümüşüm. Delikanlı olmuşum. Tertemiz yataklarda pis rüyalar görmüşüm. Duvarlara yazılar yazıp, Bekçilerden kaçmışım. Nezaretlerde yatmışım. Coplarla tanışmış, Sırtımdaki morluklara, gülmüşüm. Aşık olmuşum sonra, Şiirler yazmı...

BEN AŞKI GÖKYÜZÜNE ATIM ŞİİR BABA

Resim
Yüreğimi insafsız bir güzele kaptırdım Gözlerimi de kör ettiler şiir baba Aşka inandım onun ateşiyle yandım Ben aşkı gökyüzüne astım şiir baba… Ben aşkı gökyüzüne astım şiir baba Ağlaya ağlaya yüreğim yana yana Vefasız bir güzel koydu beni bu hala Düşmana güldürttü başımı koydu dara… Geleceğimi sarı bir çiçeğe kaptırdım Gençliğimi de kararttılar şiir baba Hayallerimi yıktılar da yok ettiler Ben aşkı gökyüzüne astım şiir baba… Şiirbaz MAYIS. 1990

BEN ADAM OLMAM

Resim
Dost bildiklerim şeytan çıktı eyvah Herkese inanıyorum ne yapayım Uzattığım eller boşta kaldı eyvah Her söze kanıyorum ne yapayım… Ben adam olmam arkadaş hep aynıyım Herkesi ben zannettim ne yapayım İyi günümde arayan dostlarım Kötü günde aramıyor ne yapayım… Dost bildiklerim kahpe çıktı eyvah Herkese inanıyorum ne yapayım Yüreğimi açtım aldığını sattı eyvah Her söze kanıyorum ne yapayım… Menfaat ağır baştı dostluklar boşa Yanıyorum dedikçe boş geliyor kova Allahım’ a havale ettim tümlerini Ne kötü söz söylerim ne ihtiyaç var lafa… Şiirbaz 09. ŞUBAT. 1997

AYRILIK

Resim
Saçlarının telindeydi ayrılık Gözlerinin önünde durmada Dirseğini dayadığın o masada Yazdığın kalemin ucundaydı ayrılık... Ellerinin içindeydi ayrılık Uçmak için çırpınmakta Ellerini çekince ellerimden Uçuverdi gitti ayrılık... Gözlerinin rengindeydi ayrılık Şiirlerimin dizelerindeydi Saçlarını bağladığın o tokada O kopası dilinin ucundaydı ayrılık... Üzüntülerinin içindeydi ayrılık Gözünden akan damlalarda Her an dinlediğin şarkılarda Ettiğin dualardaydı ayrılık... Şiirbaz 27. Haziran. 1999

AYLARDAN NİSAN GÜNLERDEN PAZARTESİ

Resim
Aylardan nisan, günlerden pazartesi Gökteki yıldızlara anlatıyorum derdimi Çevirmişim yüreğimi gizem dolu geceye Dönüşü olmayan hayallere dalmışım… O kadar sır dolu ki şu geceler Sanki her bir yıldız aşkı heceler Her sevene bir ışık bir umut olsun Sen mutluluğa giden tek yolsun… Serin eser şu kozlunun gece rüzgarı Anlatır kalemin kağıda olan aşkını Alabildiğine süzülerek sevgi aleminden Seni uçuracağım altın kafesinden… Aylardan nisan günlerden pazartesi Sevdaya el saldığım günün ertesi Çevirmişim yüzümü gizem dolu geceye Seni işlemişim ilmek ilmek heceye… Şiirbaz 17.Ocak 1994

AY BATARKEN

Resim
Bulutlar kapladı gökyüzünü Bülbül şarkı söyler hüzünlü Keman kaşın kara gözünü Seni düşündüm ay batarken… Bir sızı sezdim üşüyen ellerimde Seni hissettim sımsıcak tenimde Bahar mevsiminin ılık nefesinde Seni istedim ay batarken… Ay battı karanlık içime çöktü Bu yalnızlık boynumu büktü Bütün çiçekler filizlerini döktü Seni aradım ay batarken… Ay battı denizin gelgitleri durdu Akşam dalgaları sahile vurdu Bir kadın etekleri savruldu Seni bekledim ay batarken… Şiirbaz 29. EKİM. 1992

ANLAYAMADIN Kİ

Resim
Ağladım her gece derdimi bilmedin ki Aklına gelip de gözyaşımı silmedin ki Seni nasıl sevdim ah be güzel kız Gözlerime bakıp da anlayamadın ki… Senin için ölürdüm öl deseydin Yok ederdim dünyayı ah bir gülseydin Senin için yanıp bittiğimi Gözlerime bakıp da anlayamadın ki… Bir filizdim hem de yemyeşildim Çürüttün beni şefkat göstermedin ki Sensiz geçen uykusuz gecelerimi Gözlerime bakıp da anlayamadın ki… Aşk yolumu sana açtım geçmedin ki İki gül vardı biri kırmızı seçmedin ki Sensiz nefes alamıyorum inanmadın ki Kanayan yarama bakıp da anlayamadın ki… Sana aşkımı verdim karşılık görmedim ki Hep ağladım ama hiç gülmedim ki Gözyaşımı sakladım görmesin diye Şiirlerime bakıp da anlayamadın ki… Şiirbaz EYLÜL. 1995

ALLAHINDAN BUL

Resim
Hiç güneş olup doğmadın ki bana İki gün sevdin beş gün estin bana Ne desem az gelir güzelim sana Başka bir şey demem Allahından bul… Bunca senedir derdin nedir sormadın Bir zaman derdime ortak olmadın Paramparça yüreğimi sarmadın Başka bir şey demem Allahından bul… Şiirbaz 10. Haziran. 1993

AKLIMDAN SİLEMEDİM NERDESİN

Resim
Gecelerim gündüze, gündüzler geceye karıştı Elinle diktiğin ağaçlar çiçekle tanıştı Yüreğimdeki mutluluk kuşları kaçıştı Aklımdan silemedim NERDESİN… Baharlarım kışa, kışlar bahara darıldı Limanıma yalnızlık dolu gemi yanaştı Bu yorgun kalbim sensizlikle savaştı Aklımdan silinmedin NERDESİN… Şiirbaz MART.1998

TEŞEKÜRLER...

Yazılarımızı sosyal mecralarda paylaşarak göstereceğiniz ilgiden dolayı teşekkür ederiz...

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.

İMZALI YAZILARDAKİ GÖRÜŞLER YAZARLARINA AİTTİR...

YAZARLARDAN OKU...

Daha fazla göster

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

BİZİ TAKİP EDİN...

ÇOK OKUNANLAR

YAŞLI ANADAN BEŞ OĞLUNA MEKTUP

KIRILMIŞ BİR HAYAT

ASIM'IN NESLINDEN VATAN GÜNEŞİNE

SEN VE BEN

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİK